<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>HappyMiss &#187; Kanser</title>
	<atom:link href="http://www.happymiss.com/etiket/kanser/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.happymiss.com</link>
	<description>Hepimiz HappyMiss Kadınıyız</description>
	<lastBuildDate>Mon, 10 May 2010 12:03:38 +0000</lastBuildDate>
	<generator>http://wordpress.org/?v=2.9.2</generator>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
			<item>
		<title>HPV Rahim Ağzı Kanseri</title>
		<link>http://www.happymiss.com/kadin/hpv-rahim-agzi-kanseri.html</link>
		<comments>http://www.happymiss.com/kadin/hpv-rahim-agzi-kanseri.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 09 May 2009 12:19:50 +0000</pubDate>
		<dc:creator>admin</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aşı]]></category>
		<category><![CDATA[bulgu]]></category>
		<category><![CDATA[Doktor]]></category>
		<category><![CDATA[HPV]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni etiket ekle]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.happymiss.com/?p=531</guid>
		<description><![CDATA[


 Rahim Ağzı Kanseri Aşısı İçin En Uygun Yaş 11-12
TÜRKİYE&#8217;DE HER YIL BİN 300&#8242;ÜN ÜZERİNDE KADININ RAHİM AĞZI KANSERİNE YAKALANDIĞI, BU HASTALARIN YARISININ HAYATINI KAYBETTİĞİ BİLDİRİLDİ -25 BİLİM ADAMININ ÜYE OLDUĞU RAHİM AĞZI KANSERİ ÇALIŞMA GRUBU, TÜRKİYE&#8217;DE HPV AŞISI İÇİN EN İDEAL YAŞIN 11-12 OLDUĞUNA KARAR VERDİ
Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.naturaturk.com/" target="_blank"><img src=http://www.naturaturk.com/reklam/reklam468x60.jpg border="0"></a>

<script type="text/javascript"><!--
google_ad_client = "pub-6179587343725092";
/* 468x60, oluşturulma 13.02.2009 */
google_ad_slot = "9715547250";
google_ad_width = 468;
google_ad_height = 60;
//-->
</script>
<script type="text/javascript"
src="http://pagead2.googlesyndication.com/pagead/show_ads.js">
</script>
</-> <p>Rahim Ağzı Kanseri Aşısı İçin En Uygun Yaş 11-12</p>
<p>TÜRKİYE&#8217;DE HER YIL BİN 300&#8242;ÜN ÜZERİNDE KADININ RAHİM AĞZI KANSERİNE YAKALANDIĞI, BU HASTALARIN YARISININ HAYATINI KAYBETTİĞİ BİLDİRİLDİ -25 BİLİM ADAMININ ÜYE OLDUĞU RAHİM AĞZI KANSERİ ÇALIŞMA GRUBU, TÜRKİYE&#8217;DE HPV AŞISI İÇİN EN İDEAL YAŞIN 11-12 OLDUĞUNA KARAR VERDİ</p>
<p>Etlik Zübeyde Hanım Kadın Hastalıkları Eğitim ve Araştırma Hastanesi Jinekolojik Onkoloji Klinik Şefi Doç. Dr. Mehmet Faruk Köse, Türkiye&#8217;de her yıl bin 300&#8242;ün üzerinde kadının rahim ağzı kanserine yakalandığını, rahim ağzı kanserini önlemeye yönelik HPV (Human Papilloma Virus) aşısının erken yaşta yapılması gerektiğini bildirdi.<br />
2. Prevantif Onkoloji Sempozyumu için Antalya&#8217;ya gelen Köse, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Sağlık Bakanlığı Kanserle Savaş Dairesinin, tıbbın çeşitli dallarından 25 bilim adamının üye olduğu Rahim Ağzı Kanseri Çalışma Grubu&#8217;na, bu hastalığa karşı kadınların kaç yaşında aşılanması gerektiğini danıştığını kaydetti.<br />
Doç. Dr. Köse, kendisinin de üyesi olduğu çalışma grubunun Sağlık Bakanlığına yaptığı öneriyi şöyle anlattı:<br />
&#8221;9 ile 26 yaş arasındaki kadınların aşılanması halinde hastalığa yakalanma olasılıkları yüzde 80 oranında azalır. Dünyada kabul gören aşılama yöntemi, seksüel aktivite başlamadan önce HPV aşısı yapmaktır. Her ülke, bu yaş grubunu kendi koşullarına göre belirler. Türkiye için ideal yaşın 11-12 olduğuna karar verdik.&#8221;<br />
Rahim ağzı kanseri hakkında Türk insanının bilgisi arttıkça kız çocuğunun elinden tutup aşıya getiren ebeveyn sayısının da arttığını kaydeden Köse, &#8221;Bizim umudumuz, devletin bu aşıyı yapılması zorunlu aşılar arasına alıp ilköğretim okullarında uygulamaya başlamasıdır. 6 ay içinde 3 doz yapılması gereken aşının bugünkü bedeli 750 YTL. Ancak devletin aşılamayı kabul etmesi halinde bu bedel çok daha aşağılara çekilebilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p>-&#8221;HASTALIĞI ANLAMAK ZOR&#8221;-</p>
<p>Köse, Türkiye&#8217;de her yıl bin 300&#8242;ün üzerinde kadının rahim ağzı kanserine yakalandığını, bu hastaların yarısının da hayatını kaybettiğini bildirdi.<br />
Bir kadının rahim ağzı kanseri olduğunu hastalığın ilk evrelerinde anlamanın mümkün olmadığını belirten Köse, ileri aşamalarda cinsel ilişki sonrası kanama, akıntı, karın ağrıları, bacak şişliği ve böbrek bozukluğu gibi hastalık belirtilerinin ortaya çıktığını ifade etti.<br />
Doç. Dr. Köse, rahim ağzı kanserinin pop-smear denilen bir yöntem sayesinde taramayla teşhis edilen tek kanser türü olduğuna işaret ederek, sözlerine şöyle devam etti:<br />
&#8221;Pop-smear yaptırmanın bedeli sadece 3 YTL&#8217;dir. Türkiye&#8217;de 35 yaşından itibaren 3 yılda bir pop-smear taraması öneriyoruz. Ancak pek çok kadın bu bilgiye sahip olmadığı için, hastanemize başvuran rahim ağzı kanserli kadınların yüzde 98&#8242;i artık ameliyat şansını yitirmiş olarak geliyor.&#8217;</p>
<p><a href="http://www.happymiss.com/images/2009/05/screenshot002.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-532" title="screenshot002" src="http://www.happymiss.com/images/2009/05/screenshot002.jpg" alt="" width="197" height="198" /></a></p>
<p><a href="http://www.happymiss.com/images/2009/05/screenshot003.jpg"><img class="alignnone size-medium wp-image-533" title="screenshot003" src="http://www.happymiss.com/images/2009/05/screenshot003.jpg" alt="" width="198" height="203" /></a></p>
<p>Kaynak: A.A</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.happymiss.com/kadin/hpv-rahim-agzi-kanseri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yumurtalık (OVER) Kanseri Nedir?</title>
		<link>http://www.happymiss.com/kadin/yumurtalik-over-kanseri-nedir.html</link>
		<comments>http://www.happymiss.com/kadin/yumurtalik-over-kanseri-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2008 18:48:44 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nescafe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[over]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[Yumurtalık]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.happymiss.com/kadin/yumurtalik-over-kanseri-nedir.html</guid>
		<description><![CDATA[
YUMURTALIK (OVER) KANSERİ NEDİR?
YUMURTALIKLAR NE İŞE YARAR ?
Yumurtalıklar,kadın vücudunda alt karın bölgesinde rahmin her iki yanında yer alan bir çift organdır. Büyükleri birer badem kadardır. İşlevleri yumurta üretmek ve dişilik hormonu salgılamaktır. Her adet (menstruasyon) ayında, yumurtalıklardan birisinden bir yumurta salgılanır. Bu yumurta, yumurtalıklardan rahme bir tüp aracılığı (fallop tüpü) ile ulaşır. Orada döllenirse, gebelik [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.happymiss.com/images/2008/06/yumurtalik_kanseri.jpg" title="Yumurtalık Kanseri"><img src="http://www.happymiss.com/images/2008/06/yumurtalik_kanseri.thumbnail.jpg" alt="Yumurtalık Kanseri" /></a></p>
<h3><strong>YUMURTALIK (OVER) KANSERİ NEDİR?</strong></h3>
<h3>YUMURTALIKLAR NE İŞE YARAR ?</h3>
<p align="justify">Yumurtalıklar,kadın vücudunda alt karın bölgesinde rahmin her iki yanında yer alan bir çift organdır. Büyükleri birer badem kadardır. İşlevleri yumurta üretmek ve dişilik hormonu salgılamaktır. Her adet (menstruasyon) ayında, yumurtalıklardan birisinden bir yumurta salgılanır. Bu yumurta, yumurtalıklardan rahme bir tüp aracılığı (fallop tüpü) ile ulaşır. Orada döllenirse, gebelik oluşur. Döllenmezse, adet kanaması başlar.</p>
<p align="justify">Salgıladığı dişilik hormonlarına östrojen ve progestron denir. Bu hormonlar memeleri, vücut şeklini ve vücut kıllarını kontrol eder, aynı zamanda adet dönemini ve gebeliği ayarlar.</p>
<h3>YUMURTALIK (OVER) KANSERİ NEDİR ?</h3>
<p align="justify">Kanser vücudumuzun temel taşı olan hücreyi etkilemektedir. Kanser hücreyi çeşitli mekanizmalarla etkileyince, hücreler ihtiyaç dışı anormal bölünmeye ve sonucunda kontrol dışı çoğalmaya başlar.</p>
<p align="justify">Sağlıklı kişilerde yumurtalıklar vücudun ihtiyacı doğrultusunda çoğalan hücrelerden oluşmaktadır. Oysa ihtiyaç dışı oluşan hücreler anormaldir ve bunlara &#8220;tümör??? adı verilir. Tümörler selim ya da habis olabilirler. Örneğin, 30 yaş altı kadınlarda görülen içi sıvı dolu yumurtalık kistleri selimdir. Kendiliğinden kaybolabilceği gibi gerekirse operasyonla çıkartılabilir. Selim huylu tümörler çevre dokuları istila etmezler. Ama habis diye adlandırdığımız tümörler hem yumurtalıkları hem de çevre dokuları işgal ederler. Yumurtalık kanseri karnın içinde barsaklara, mideye, hatta kan veya lenfatik yolla vücudun uzak bölgelerine kadar yayılabilirler. Böyle yayılmaya sıçrama yani &#8220;metastaz&#8221; denilmektedir.</p>
<p align="justify">Yumurtalık kanserlerinin birkaç çeşidi vardır. Burada biz size en sık rastlanan &#8220;epitelyal over kanseri&#8221; nden bahsedeceğiz. Diğer tipler ise çok enderdir. Epitelyal over kanserinin görülme oranı 55 kadında birdir.</p>
<h3>ERKEN TANI KONABİLİR Mİ?</h3>
<p align="justify">Tanısı erken konduğunda tedavi edilebilen bir kanserdir. Ancak erken evrelerinde hastalık hiçbir şikayete yol açmadığı için tanı konduğunda hastalığın ilerlemiş olduğunu görmekteyiz. Bu nedenden dolayı yumurtalık kanserlerinden ölüm oranlarının tüm diğer üreme organı kanserlerinden daha fazla olduğunu görmekteyiz. Kadınlarda kanserden ölüm nedeni olan hastalıkları sıraladığımızda yumurtalık kanseri dördüncü sırayı almaktadır.</p>
<h3>BELİRTİLERİ NELERDİR?</h3>
<p align="justify">Erken tanının zorluğundan söz edilmişti. Kanser, şikayete yol açana kadar çok ilerlemiş olabilmektedir. Şişkinlik, gaz hissi, karnın alt yarısında rahatsızlık hissi, iştah azalması, veya tokluk hissi gibi şikayetler olabilir. Hazımsızlık, bulantı, kilo kaybı dikkati çekebilir. Büyümüş tümör komşu organlara bası yapıp, sık idrar yapma isteğine yol açabilir. Daha seyrek olarak hazneden kanama görülebilir. Karnın içinde sıvı birikmesi şişkinliğe, akciğer yaprakları arasında sıvı birikmesi ise nefes darlığına yol açabilir.</p>
<h3>TANI NASIL KONUR VE HASTALIK NASIL EVRELENDİRİLİR ?</h3>
<p align="justify">Doktor tarafından yapılan hastalık sorgulamasından sonra hasta muayene edilir. Bu muayene, &#8220;kadın-doğum uzmanı&#8221; tarafından yapılır. Ayrıca &#8220;ultrasonografi&#8221; tetkiki ile yumurtalıklar incelenir. Buna ek olarak yumurtalık kanseri göstergesi olarak CA-125 adlı bir maddeye kanda bakılır. Ancak bu madde aynı zamanda yumurtalığın selim hastalıklarında da yükselebilir.</p>
<p align="justify">Kanser tanısı ancak yumurtalıktan &#8220;biyopsi&#8221; ile alınan bir doku örneğinin veya karında sıvısı olan hastalarda sıvı örneğinin &#8220;patolog&#8221; tarafından incelenmesi sonucunda konur. Karnın tanı koymak amacıyla açılarak şüpheli bölgelerden biyopsi alınması için yapılan ameliyata &#8220;laparotomi&#8221; adı verilir. Alınan örnek operasyon sırasında patolog tarafından incelenir. Eğer bu parça &#8220;kanser&#8221; tanısı alırsa, ameliyata devam edilir. Operasyon sırasında cerrahın kararına göre rahim, tüpler, yumurtalıklar, karın zarı alınır. Ayrıca diyaframdan, diğer organlardan, komşu lenf bezlerinden ve karın içi sıvıdan örnekler alınarak &#8220;cerrahi evreleme&#8221; tamamlanır ve tüm örnekler patolog tarafından incelenir. Hastalığın ne oranda yayılmış olduğunun saptanması tedavi ve takipte önemlidir. Over kanseri ameliyatları bu konuda uzmanlaşmış jinekolog onkologlar tarafından yapılmalıdır.</p>
<h3>NASIL TEDAVİ EDİLİR?</h3>
<p align="justify">Hastalığın yaygınlığı, hastanın yaşı ve genel durumu tedavi şeklini etkilemektedir. Over kanserinin klasik tedavisi cerrahi ve ardından yapılan ilaç (kemoterapi) tedavisidir. Bazı durumlarda hastanın şikayetlerini gidermek için radyoterapide (ışın tedavisi) uygulanabilir.</p>
<p align="justify">Cerrahi yaklaşımda ya &#8220;histerektomi ve iki taraflı salpingo- ooforektomi&#8221; denilen hem rahim hem de iki yumurtağın alınması, ya da &#8220;debulking&#8221; denilen ve gerekli ameliyatın yapılamağı yaygın hastalıkta mümkün olduğunca tümör dokusunun çıkartılması gibi yaklaşımlar söz konusu olabilir. Laparotomi öncesi tanı konulabilmişse ve hastalığın cerrahi olarak tam çıkartılması mümkün olamayacaksa önce ilaç tedavisi ile tümör küçültülüp sonra gerekli operasyon tamamlanır. Nadir durumlarda hastalık tek yumurtalık ile sınırlıysa ve hasta genç ve doğurmak istiyorsa; yalnızca hastalıklı yumurtalık alınır.</p>
<p align="justify">Ameliyattan sonra, anti-kanser ilaçların verilmesine kemoterapi denir. Bu tedavi ağızdan ilaç yutma, damardan serumla ilaç verilmesi veya karın içine serumla ilaç verilmesi gibi çeşitli şekillerde olabilir. Kemoterapi genellikle ayaktan uygulanır, hastanede yatmaya gerek yoktur. Kemoterapi ilaçları bazı istenmeyen yan etkilere neden olabilir. Uygulanan ilaçlara göre değişiklik göstermekle birlikte bulantı-kusma, saç dökülmesi, kas ağrısı, ağız yarası, infeksiyona eğilim, halsizlik en sık rastlanan yanetkilerdir. Yan etkileri gidermek için bazı yardımcı ilaçlar vardır. Kemoterapinin kan hücrelerine ve organlara olan yanetkileri düzenli yapılan kan tetkikleri ile izlenir.</p>
<h3>TEDAVİ SONRARI TAKİP NASIL YAPILIR?</h3>
<p align="justify">Hastalar tedavi sonrası ilk iki yıl boyunca üç ayda bir fizik muayene, kanda CA-125 tayini ve gerekli durumlarda akciğer filmi ve karın tomografileri ile kontrol edilmektedir. Sonraki üç yıl için bu kontrol altı ayda bir yapılıp, sonra da yılda bir olmak üzere yapılmaktadır.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.happymiss.com/kadin/yumurtalik-over-kanseri-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rahim Ağzı Kanseri Nedir?</title>
		<link>http://www.happymiss.com/kadin/rahim-agzi-kanseri-nedir.html</link>
		<comments>http://www.happymiss.com/kadin/rahim-agzi-kanseri-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2008 18:45:13 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nescafe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim]]></category>
		<category><![CDATA[rahim ağzı]]></category>
		<category><![CDATA[rahim ağzı kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.happymiss.com/kategorilenmemis/rahim-agzi-kanseri-nedir.html</guid>
		<description><![CDATA[  
RAHİM AĞZI KANSERİ NEDİR?
Kadın rahmi gövde ve rahim ağzı kısımlarından oluşur. Rahim ağzı rahmin doğum sırasında genişleyerek bebeğin çıkmasını sağlayan kısmıdır. Bu kısmı oluşturan hücrelerin anarmal bölünmesi ve üremesi sonucunda rahim ağzı kanseri oluşur.
Rahim ağzı kanseri, jinekolojik tümörler içinde sağlıklı kadınlarda yapılan düzenli tarama ile önlenebilen yegane kanserdir. Uygulaması oldukça kolay olan Pap-smear testi rahim [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><a href="http://www.happymiss.com/images/2008/06/97.jpg" title="Rahim Ağzı Kanseri"><img src="http://www.happymiss.com/images/2008/06/97.thumbnail.jpg" alt="Rahim Ağzı Kanseri" /></a>  </h3>
<h3>RAHİM AĞZI KANSERİ NEDİR?</h3>
<p align="justify">Kadın rahmi gövde ve rahim ağzı kısımlarından oluşur. Rahim ağzı rahmin doğum sırasında genişleyerek bebeğin çıkmasını sağlayan kısmıdır. Bu kısmı oluşturan hücrelerin anarmal bölünmesi ve üremesi sonucunda rahim ağzı kanseri oluşur.<br />
Rahim ağzı kanseri, jinekolojik tümörler içinde sağlıklı kadınlarda yapılan düzenli tarama ile önlenebilen yegane kanserdir. Uygulaması oldukça kolay olan Pap-smear testi rahim ağzında kanserleşme eğilimi olan hücrelerin saptanmasını sağlar. Bu hücrelerin kanserleşmeden tedavisiyle tam iyileşme mümkün olur.<br />
Rahim ağzı kanseri oluştuktan sonra lenf bezlerine, çevre organlara ve kan damarları yardımı ile uzak organlara yayılabilirler.</p>
<h3>RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?</h3>
<p align="justify">Cinsel yolla bulaşan hastalıkların başında gelen AIDS virüsü (HIV) ve insan papilloma virüsü (HPV) infeksiyonları serviks kanseri oluşumunda önemli risk faktörlerindendir. Sigara kullanımı, çok sayıda kişiyle cinsel temas, cinsel hayatın erken yaşlarda başlaması diğer risk faktörleridir.</p>
<h3>BELİRTİLERİ NELERDİR?</h3>
<p align="justify">Cinsel temas sırasında kanama veya ağrı, anormal vajinal akıntı veya kanama, bel ve kasık ağrıları en sık belirtileridir</p>
<h3>NASIL TEDAVİ EDİLİR?</h3>
<p align="justify">Hastalığın yaygınlığı tedavinin şeklini belirler. Hastalığın evresine göre cerrahi, radyoterapi, radyoterapiyle eşzamanlı kemoterapi veya sadece kemoterapi uygulanabilir.<br />
Cerrahi tedavi yerleşimi rahim ağzı bölgesinde sınırlı tümörlerde uygulanır.<br />
Bu girişim tümörün boyutuna göre küçük cerrahi tekniklerden (biopsi), tüm rahim, rahim ağzı ve lenf bezlerinin alındığı (histerektomi ve lenfodenektomi) büyük cerrahi tekniklere kadar değişmektedir.<br />
Radyoterapi rahim ağzı kanserinin her aşamasında uygulanabilen tedavi yöntemidir.Rahim ağzında sınırlı tümölerde cerrahi veya radyoterapi ile şifa oranları benzerdir. Ayrıca radyoterapinin etkisini arttırmak amacıyla radyoterapiyle birlikte kemoterapi uygulanabilir. Bu durumda radoterapinin yanetkileri artabilir.</p>
<h3>ERKEN TANISI MÜMKÜN MÜDÜR?</h3>
<p align="justify">Cinsel yaşamın başladığı yaştan itibaren kadınlar her yıl düzenli olarak kadın-doğum uzmanı tarafından muayene edilmelidir. Düzenli aralıklarla rahim ağzı ve hazne akıntısından alınan örnekler patolog tarafından incelenir. Bu sayede kanser oluşmadan önce veya çok erken evrede tanı koymak mümkündür. Erken tanı konan hastalar tamamen iyileşir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.happymiss.com/kadin/rahim-agzi-kanseri-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>3</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Rahim (ENDOMETRIUM) Kanseri Nedir?</title>
		<link>http://www.happymiss.com/kadin/rahim-endometrium-kanseri-nedir.html</link>
		<comments>http://www.happymiss.com/kadin/rahim-endometrium-kanseri-nedir.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2008 18:43:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nescafe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[endometrium]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim]]></category>
		<category><![CDATA[rahim kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[tanı]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[teşhis]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.happymiss.com/kadin/rahim-endometrium-kanseri-nedir.html</guid>
		<description><![CDATA[ 
RAHİM (ENDOMETRIUM) KANSERİ NEDİR?
Rahim kanseri en sık rahmin iç tabakasını oluşturan endometrium dediğimiz tabakasından gelişmektedir. Bu tabaka her menstruel siklusda (adet dönemi) değişikliğe uğrar. Menopoz döneminde ise rahmin iç tabakası olan endometriumda meydana gelen değişimlerle sonlanır. Rahim kanseri, endometrium tabakasındaki hücrelerin kontrolsuz çoğalması sonucu oluşur.Oluşan kanser hücreleri lenf bezlerine, çevre organlara veya kan akımı ile [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><strong><a href="http://www.happymiss.com/images/2008/06/rahim-kanser.jpg" title="Rahim Kanseri"><img src="http://www.happymiss.com/images/2008/06/rahim-kanser.thumbnail.jpg" alt="Rahim Kanseri" /></a> </strong></h3>
<h3><strong>RAHİM (ENDOMETRIUM) KANSERİ NEDİR?</strong></h3>
<p align="justify">Rahim kanseri en sık rahmin iç tabakasını oluşturan endometrium dediğimiz tabakasından gelişmektedir. Bu tabaka her menstruel siklusda (adet dönemi) değişikliğe uğrar. Menopoz döneminde ise rahmin iç tabakası olan endometriumda meydana gelen değişimlerle sonlanır. Rahim kanseri, endometrium tabakasındaki hücrelerin kontrolsuz çoğalması sonucu oluşur.Oluşan kanser hücreleri lenf bezlerine, çevre organlara veya kan akımı ile uzak bölgedeki organlara ulaşabilirler. Daha seyrek görülen rahim tümörü ise sarkomlardır. Bu tümörler rahmin kas tabakasında oluşur.</p>
<h3>RİSK FAKTÖRLERİ NELERDİR?</h3>
<p align="justify">Şişmanlık, hipertansiyon (yüksek tansiyon), diyabet (şeker hastalığı), karşılanmamış östrojen hormonu (progesteronla birlikte verilmeyen) kullanımı, meme kanseri tedavisinde etkili olan tamoksifen adlı ilacın kullanımı,geç yaşta menopoza girme, doğum yapmamış olmak rahim kanseri oluşumunda risk faktörleridir.</p>
<h3>BELİRTİLERİ NELERDİR?</h3>
<p align="justify">En önemli belirtisi menapoz sonrası görülen kanamadır.Menapoz öncesinde ise uzayan veya aşırı veya düzensiz adet kanamaları olan kadınlar mutlaka bir kadın hastalıkları uzmanına başvurmaları gerekir. Hastalık ilerlemişse karında şişkinlik, sarılık dışkılama güçlüğü gibi belirtiler buluınabilir.</p>
<h3>ERKEN TANISI MÜMKÜN MÜDÜR?</h3>
<p align="justify">Rahim kanseri, hazneden (vajina) kanamanın hastayı uyarması nedeni ile erken dönemde teşhis edilir. Hastalığın erken teşhisi için kadınlar mutlaka yılda bir kez kadın hastalıkları uzmanı tarafından muayene edilmelidir.</p>
<h3>TANI NASIL KONUR?</h3>
<p align="justify">Rahim kanseri şüphesi olan kadınlardan jinekolojik muayene sonrasında küretaj yapılarak parça alınır. Küretaj materyali patolog tarafından incelenir. Kanser hücrelerinin görülmesi ile tanı konur.</p>
<h3>NASIL TEDAVİ EDİLİR?</h3>
<p align="justify">Rahim kanserinin ana tedavisini cerrahi oluşturmaktadır. Patoloji sonucuna göre tekrarlama ihtimali yüksek olan hastalarda cerrahinin ardından radyoterapi (ışın tedavisi) uygulanır.<br />
Tümörü ilerlemiş veya cerrahi yapılamayan hastalarda tek başına radyoterapi de bir tedavi seçimidir. Hormon tedavisi ve kemoterapi rahim kanserinde sık uygulanan tedavi yöntemleri değildir. İlerlemiş hastalıkta tümörün özelliklerine göre hormon tedavisi veya kemoterapiye başvurulur.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.happymiss.com/kadin/rahim-endometrium-kanseri-nedir.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Meme Kanseri</title>
		<link>http://www.happymiss.com/kadin/meme-kanseri.html</link>
		<comments>http://www.happymiss.com/kadin/meme-kanseri.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2008 18:39:11 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nescafe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[erken teşhis]]></category>
		<category><![CDATA[göğüs]]></category>
		<category><![CDATA[hormon]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Meme]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[meme ucu]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[tümör]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.happymiss.com/kadin/meme-kanseri.html</guid>
		<description><![CDATA[  
MEME KANSERİ
Meme kanserinin en yaygın belirtisi memede ağrısız bir kitlenin hissedilmesidir. Ancak, hastaların %10 kadarı, kitle olmaksızın ağrı hissetmektedir. Meme kanserinin daha seyrek görülen belirtileri arasında, göğüste oluşan geçici olmayan değişimler, (örneğin kalınlaşma, şişlikler, deride tahriş ya da bozulmalar, ve akıntılar, aşınma, göğüs ucunun hassaslaşması yada içe dönmesi de dahil olmak üzere göğüs ucu belirtileri [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<h3><a href="http://www.happymiss.com/images/2008/06/meme_kanseri.JPG" title="Meme Kanseri"><img src="http://www.happymiss.com/images/2008/06/meme_kanseri.thumbnail.JPG" alt="Meme Kanseri" /></a>  </h3>
<h3>MEME KANSERİ</h3>
<p align="justify">Meme kanserinin en yaygın belirtisi memede ağrısız bir kitlenin hissedilmesidir. Ancak, hastaların %10 kadarı, kitle olmaksızın ağrı hissetmektedir. Meme kanserinin daha seyrek görülen belirtileri arasında, göğüste oluşan geçici olmayan değişimler, (örneğin kalınlaşma, şişlikler, deride tahriş ya da bozulmalar, ve akıntılar, aşınma, göğüs ucunun hassaslaşması yada içe dönmesi de dahil olmak üzere göğüs ucu belirtileri yer almaktadır. Tedavisi en kolay olan erken evredaki meme kanserleri tipik olarak hiç bir belirti göstermezler. Bu nedenle, kadınların meme kanserinin erken tanısı için önerilen kontrol programlarını uygulamaları çok önemlidir. Meme kanserine erken evreda tanı konması, tedavi seçeneklerinin sayısını, tedavinin başarıya ulaşma ve hayatta kalma şansını önemli oranda arttırır. Erken tanı için temelde önerilen birbirlerini tamamlayıcı üç yöntem vardır;</p>
<ul>
<li><em>Kişisel (Kendi kendine yapılan) göğüs kontrolleri</em></li>
<li><em>Klinik (Doktor tarafından yapılan) göğüs kontrolleri</em></li>
<li><em>Mamografi</em></li>
</ul>
<p align="justify">Normalde doktorlar 20 yaşından sonra her ay kişisel göğüs kontrollerinin yapılmasını, kırk yaşından sonrada yılda bir kez olmak üzere klinik göğüs kontrollerini ve mamografiyi önermektedirler. Ancak daha sonraki mamogramlarınıza referans olması için otuzlu yaşlarınızda en azından bir mamografi çektirerek saklamanız önerilir Aile tarihçesi, ırk, ilk adet yaşı, çocuk sayısı gibi pek çok faktör kadınların meme kanseri için yüksek risk taşıyıp taşımadığını belirler. Aşağıdaki sorulara verilen cevaplar meme kanseri riskinin belirlenmesine yardımcı olabilir.</p>
<ul>
<li><em>İlk âdetinizi 12 yaşından önce mi gördünüz?</em></li>
<li><em>İlk çocuğunuza 30 yaşından önce mi sahip oldunuz?</em></li>
<li><em>Anneniz veya varsa kız kardeşiniz meme kanseri hastası mı?</em></li>
<li><em>Meme kanseri olmuş kızınız var mı?</em></li>
<li><em>Daha önce hiç göğüs biyopsisi yaptırdınız mı?</em></li>
<li><em>Bu biyopsilerinizin sonucunda kanser öncesi hücrelere rastlandı mı?</em></li>
<li><em>Bu biyopsilerinizin sonucunda erken (yayılmamış) kansere rastlandı mı?</em></li>
</ul>
<p>Aşağıda temel risk kategorileri ve temel risk kategorisi olduğu düşünülen bazı risk faktörleri yer almaktadır.</p>
<ul>
<li><em>Yaş</em></li>
<li><em>Genetik</em></li>
<li><em>Kişisel tarihçe</em></li>
<li><em>Aile tarihçesi</em></li>
<li><em>Biyopsi sonucu habis olmayan oluşumlar tespit edilmesi</em></li>
<li><em>Adet görmeye başlama yaşı</em></li>
<li><em>Gecikmiş doğum</em></li>
<li><em>Alkol</em></li>
<li><em>Sigara</em></li>
<li><em>Yemek alışkanlıkları</em></li>
<li><em>Kilo</em></li>
<li><em>Önceki radyoterapiler</em></li>
</ul>
<h3>Hormon tamamlayıcı tedavi (HRT)</h3>
<h4>Evreler (Evrelar)</h4>
<h4>TNM Evreleme Sistemi:</h4>
<p align="justify">Kanserin evrelendirilmesi amacı ile TNM sistemi geliştirilmiştir. Burada T tümörün boyutunu, N lenf benzlerinin durumunu ve M ise kanserin metastaz(sıçrama) yapıp yapmadığını belirtir.</p>
<h4><strong>Kanser Evrelerinin Numaralar İle Belirlenmesi:</strong></h4>
<p align="justify">Kanserin evresini, tümörün boyu ve kanserin yayılımı tanımlar. Evrelendirme sisteminde Evre 0 ile 4 arasında bir rakam ile belirtilir.</p>
<p align="justify"><strong>Evre 0 :</strong> Aynı zamanda &#8216;in-situ&#8217; olarak da adlandırılırr. Evre 0, olan kanserler yerlerinde kalmış ve çevre dokulara sıçramamış kanserlerdir. Klinik kontrollerde tanısı konan kanserlerin yaklaşık olarak %15 ila %20&#8217;si Evre 0 kanserlerdir. Evre 0 kanserler oluştukları yerlere göre ikiye ayrılırlar, eğer süt bezlerinde (lobes) oluşmuşlarsa Lobular carcinoma in situ yada kısaca LCIS, eğer süt kanallarında oluşmuşlarsa ductal carcinoma in situ yada kısaca DCIS olarak adlandırılırlar.</p>
<p align="justify"><strong>Evre I :</strong> Orijinal tümör 2cm yada daha küçüktür ve kanser lenf bezlerine sıçramamıştır. Evre1 kanser tedavisi için genellikle izlenen iki yöntem vardır.</p>
<p align="justify"><strong>Meme koruyucu tedavi:</strong> Lumpektomi (kanserli kitlenin etrafında bir parça sağlıklı göğüs dokusu ile birlikte alınması) ve koltuk altı lenf bezlerinin alınmasını takip eden radyasyon tedavisi yapılır. Gerekiyorsa kemoterapi veya hormonoterapiler eklenir. Veya mastektomi (kanserin bulunduğu göğsün alınması operasyonu) ve koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması önerilir.</p>
<p align="justify"><strong>Evre IIA:</strong> Orjinal tümör 2 ila 5 cm arasındadır, ve lenf bezlerine sıçramamıştır.<br />
<strong>Evre IIB:</strong> Orijinal tümör 2 ila 5 cm arasındadır ve koltuk altı lenf bezlerine sıçramıştır, yada orijinal tümör 5 cm den daha büyüktür ve koltuk altı lenf bezlerine sıçramamıştır.</p>
<p align="justify">Evre II için genelde uygulanan tedavi şekli Evre I ile aynıdır (lumpektomi ve koltuk altı lenf bezlerinin çıkarılması yada mastektomi), ancak eğer tümör büyükse yada lenf bezlerine sıçramışsa kemoterapi, hormonoterapi ve radyasyon tedavisinin tamamlayıcı olarak önerilmesi daha yaygındır</p>
<p align="justify"><strong>Evre IIIA:</strong> Orijinal tümör koltuk altı lenf bezlerine ve göğüs dışı dokulara sıçramıştır. Evre IIA meme kanseri için standart tedavi mastektomidir ve sonrasında bazı durumlarda göğsün yeniden yapılmasını hedefleyen estetik operasyonlar yapılabilir. Tümörün sağlıklı göğüs dokusundan bir kesim ile ayrılabilmesinin olası olduğu durumlarda, lampektomi de yapılabilir. Operasyon sonrasında genelde radyasyon tedavisi ve sistematik tedavi olarak kemoterapi ve hormon tedavisi uygulanır. Eğer tümör çok büyükse, operasyon öncesinde tümörün boyunun küçültülmesi amacıyla kemoterapi uygulanabilir, bu tip kemoterapi uygulamalarına neoadjuvant kemoterapi denir. Bazı durumlarda neoadjuvant kemoterapiye yardımcı olması amacıyla operasyon öncesi hormon tedavisi de uygulanır.</p>
<p align="justify"><strong>Evre IIIB:</strong> Orijinal tümörün boyutuna bakılmaksızın, tümörün kendisini göğüs duvarına bağladığı ve göğüs lenf bezlerine sıçradığı durumlarda kanser Evre IIIB olarak adlandırılır. Evre IIIB meme kanserinin standart tedavisi genellikle neoadjuvant kemoterapi ile başlar. Orijinal tümörün boyunun istenen oranda küçülmesi ile birlikte, lampektomi veya mastektomi yapılır. Operasyon sonrası uygulanan standart tedavi ise, radyasyon tedavisi, kemoterapi ve hormon tedavisidir.</p>
<p align="justify"><strong>Evre IV:</strong> Kanser göğüs dışına vücudun diğer bölümlerine (kemikler, akciğer, karaciğer yada beyin gibi) sıçramıştır. Evre IV meme kanserinin tedavisinde temel amaç yaşam süresini ve kalitesini arttırmak ve hastanın şikâyetlerini gidermektir. Tedavide genelde kemoterapi ve hormon tedavisi gibi tüm vücudu etkileyen sistematik tedaviler uygulanır. Hastanın şikâyetlerinin azaltılması amacı ile bazı durumlarda mastektomi de önerilebilir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.happymiss.com/kadin/meme-kanseri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kemoterapi Rehberi</title>
		<link>http://www.happymiss.com/saglik/kemoterapi-rehberi.html</link>
		<comments>http://www.happymiss.com/saglik/kemoterapi-rehberi.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 24 Jun 2008 18:34:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nescafe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Aspirin]]></category>
		<category><![CDATA[Ateş]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Böbrek]]></category>
		<category><![CDATA[Bulantı]]></category>
		<category><![CDATA[Cilt]]></category>
		<category><![CDATA[Doktor]]></category>
		<category><![CDATA[Gebelik]]></category>
		<category><![CDATA[Hap]]></category>
		<category><![CDATA[Hasta]]></category>
		<category><![CDATA[hastane]]></category>
		<category><![CDATA[İdrar]]></category>
		<category><![CDATA[ilaç]]></category>
		<category><![CDATA[İnfeksiyon]]></category>
		<category><![CDATA[İshal]]></category>
		<category><![CDATA[İştahsızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kabızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kan]]></category>
		<category><![CDATA[Kanama]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Kansızlık]]></category>
		<category><![CDATA[Kaş]]></category>
		<category><![CDATA[Kemoterapi]]></category>
		<category><![CDATA[Kusma]]></category>
		<category><![CDATA[Mesane]]></category>
		<category><![CDATA[Mikrop]]></category>
		<category><![CDATA[Randevu]]></category>
		<category><![CDATA[Saç]]></category>
		<category><![CDATA[Sinir]]></category>
		<category><![CDATA[Tahlil]]></category>
		<category><![CDATA[tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Terleme]]></category>
		<category><![CDATA[Tırnak]]></category>
		<category><![CDATA[Trombosit]]></category>
		<category><![CDATA[tümör]]></category>
		<category><![CDATA[yan etki]]></category>
		<category><![CDATA[Yorgunluk]]></category>
		<category><![CDATA[Yutma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.happymiss.com/saglik/kemoterapi-rehberi.html</guid>
		<description><![CDATA[- Kemoterapi Nedir?
- Kemoterapi Kim Tarafından Uygulanır?
- Kemoterapi Uygulamasında Amaç Nedir?
- Kemoterapi İlaçları Nelerdir?
- Kemoterapötik İlaçlar Nasıl Etki Ederler?
- Verilecek İlaçlar Nasıl Seçilir?
- Kemoterapi Uygulama Sıklığı Ve Süresi Ne Kadardır?
- Kemoterapi Nerede Uygulanır?
- Kemoterapi Nasıl Uygulanır?
- Kemoterapi Damar İçine Nasıl Uygulanır?
- Kemoterapi Hapları Nasıl Yutulur?
- Vücut Boşluklarına Uygulanan Kemoterapi Nedir?
- Kemoterapi Sırasında Başka İlaçlar Kullanabilir [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>- Kemoterapi Nedir?<br />
- Kemoterapi Kim Tarafından Uygulanır?<br />
- Kemoterapi Uygulamasında Amaç Nedir?<br />
- Kemoterapi İlaçları Nelerdir?<br />
- Kemoterapötik İlaçlar Nasıl Etki Ederler?<br />
- Verilecek İlaçlar Nasıl Seçilir?<br />
- Kemoterapi Uygulama Sıklığı Ve Süresi Ne Kadardır?<br />
- Kemoterapi Nerede Uygulanır?<br />
- Kemoterapi Nasıl Uygulanır?<br />
- Kemoterapi Damar İçine Nasıl Uygulanır?<br />
- Kemoterapi Hapları Nasıl Yutulur?<br />
- Vücut Boşluklarına Uygulanan Kemoterapi Nedir?<br />
- Kemoterapi Sırasında Başka İlaçlar Kullanabilir miyim?<br />
- Kemoterapinin Yan Etkileri Var mıdır?<br />
- Ne Kadar Sürer?<br />
- Kemoterapinin Yan Etkilerinin Değerlendirilebilmesi İçin Gerekli Tetkikler Nelerdir?<br />
- Acilen Doktora Başvurulması Gereken Yan Etkiler Nelerdir?<br />
- Kemoterapi Sırasında Çalışabilir miyim?<br />
- Kemoterapi Sırasında Tatil Yapılabilir mi?<br />
- Kemoterapi Sırasında Gebelik<br />
- Doktorunuza Sormak İsteyebileceğiniz Sorular<br />
- Tedavi Dönemini İyi Geçirmek İçin Ne Yapmalıyım?<br />
- Acil Durumlar  </p>
<h3>KEMOTERAPİ NEDİR?</h3>
<p align="justify">Kemoterapi, tümörün ilaçla tedavi edilmesi demektir. Cerrahi ve ışın tedavisi ile birlikte tümör tedavisinin çok önemli bir parçasıdır. Kemoterapi ile tümör hücreleri öldürülür veya tümörün büyümesi durdurulmaya çalışılır. Bazen tek, bazen birkaç ilaç çeşitli yollarla verilerek uygulanır.</p>
<h3>KEMOTERAPİ KİM TARAFINDAN UYGULANIR?</h3>
<p align="justify">Kemoterapi ile ilgilenen bilim dalına MEDİKAL ONKOLOJİ veya TIBBİ ONKOLOJİ, bu alanda çalışan doktora MEDİKAL ONKOLOG (TIBBİ ONKOLOG) denir. Medikal onkoloji ayrı bir uzmanlık dalıdır; medikal onkolog tümör tedavisi konusunda uzmanlaşmış bir iç hastalıkları uzmanıdır. Tümör tedavisi bir ekip işidir ve mutlaka bu ekibin tüm üyelerinin bulunduğu merkezlerde uygulanmalıdır. Bu ekipte tümör cerrahisi ile ilgili uzman cerrah, ışın tedavisi (radyoterapi) ile ilgili radyasyon onkoloğu, kemoterapi ve hasta bakımı (destek tedavisi) ile ilgili medikal onkolog bulunmalıdır.</p>
<h3>KEMOTERAPİ UYGULAMASINDA AMAÇ NEDİR?</h3>
<p align="justify">Tümörün cinsine ve hastanın özelliklerine göre değişik nedenlerIe kemoterapi uygulanabilir.</p>
<ul>
<li>
<p align="justify">Tümörü tamamen yok etmek ve hastayı iyileştirmek için,</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Tümörün yayılmasını engellemek için,</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Tümörün büyümesini durdurmak veya yavaşlatmak için,</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Tümörün sebep olduğu belirtileri yok etmek için kemoterapi uygulanır.</p>
</li>
</ul>
<p align="justify">Etkili bir tedavi yöntemi olmasına rağmen bazı durumlarda tümörü tamamen yok edemeyip sadece belirtilerini düzelterek rahat yaşamayı sağlayabilir Bazı tümörlerde tek tedavi yöntemi kemoterapidir. Diğerlerinde ise kemoterapi diğer tedavilerle (cerrahi ve radyoterapi) peşpeşe veya eş zamanlı olarak uygulanır. Orneğin ameliyat öncesinde tümörü küçültmek amacıyla, veya ameliyattan sonra yayılmasını önlemek için kemoterapi yapılabilir. Aynı uygulamalar radyoterapi öncesinde ve son- rasında yapılabildiği gibi, radyoterapi ile aynı anda çeşitli yöntemlerle de kemoterapi uygulanabilir</p>
<h3>KEMOTERAPİ İLAÇLARI NELERDİR?</h3>
<p align="justify">Kemoterapide çeşitli ilaçlar kullanılır. Bunların bir kısmı tümöre doğrudan etkili kemoterapötik ilaçlar ve hormonlar, bağışıklık sistemini kuvvetlendirici biyolojik ajanlardır. Bazı ilaçlar ise tümöre doğrudan etkili ilaçların yan etkilerini azaltmak veya yok etmek amacıyla kullanılır.</p>
<h3>KEMOTERAPÖTİK İLAÇLAR NASIL ETKİ EDERLER?</h3>
<p align="justify">Uygulanan ilaçlar kan yoluyla tüm vücuda dağılır. Tümöre doğrudan etki eden ilaçlar tümör hücrelerinin yapı taşlarına etki eder, hücrelerin büyümesine ve çoğalmasına engel olarak tümörün ölümüne neden olurlar. Diğer taraftan bu ilaçlar vücudumuzda bazı yerlerdeki normal hücreleri de etkileyerek çeşitli yan etkilere yol açarlar. Bazı hormon ve hormon karşıtı ilaçlar da aynı yolla tümör hücrelerini öldürür ve özel bazı tümör tiplerinin tedavisinde kullanılır.</p>
<p align="justify">Bunlar dışında yukarıda sözü edilen birtakım biyolojik ajanlar hem tümör tedavisinde, hem de yan etkilerin önlenmesinde kullanılabilir. Bu maddeler genellikle vücutta normalde var olan bağışıklık sistemini çalıştırarak tümör hücrelerine karşı savaşı ve vücut direncini sağlayan maddelerdir. Tümör tedavisi sırasında dışarıdan da verilerek etkileri güçlendirilir.</p>
<h3>HASTALAR İÇİN KEMOTERAPİ REHBERİ</h3>
<p align="justify">Kemoterapi uygulanmasına karar verilmiş bir hasta olarak tedavi ekibinin en önemli üyesi sizlersiniz. Tedavi ekibi hasta, doktorunuz ve tedaviyi uygulayan hemşireden oluşmaktadır. Yapılacak tedavi konusunda bilgilendirilen hastaların tedaviye uyumu ve dolayısıyla tedavinin başarısı daha fazladır. Bu yazı ile size, ailenize ve yakınlarınıza kemoterapi hakkında bilgi verilmeye çalışılacaktır. Amaç, zaman darlığı nedeniyle doktorunuzun size yeterince anlatamadığı ve sizin bilgilendirilmek istediğiniz konular hakkında sizi aydınlatmaktır. Kemoterapi rehberinde kemoterapinin anlamı, ne işe yaradığı, neden yapıldığı, uygulama şekilleri,yan etkileri, tedavi sırasında dikkat edilecek konular ve acil durumlar hakkında bilgi verilecektir.</p>
<p align="justify">Unutmayın bu sadece bir rehberdir. Buradaki bilgiler sizin sorunlarınızı çözmeye yetmeyebilir. Karşılaşacağınız her türlü sorunda mutlaka doktorunuza başvurmanızda fayda vardır. Cevabını bulamadığınız sorularınızı Iütfen doktorunuza veya hemşirenize sorunuz. Bu sorularınız sayesinde bundan sonra hazırlanacak kitapçıklara katkınız ve sizden sonra gelecek hastalara yararınız olur.</p>
<h3>VERİLECEK İLAÇLAR NASIL SEÇİLİR?</h3>
<p align="justify">İlaç seçimi tümörün cinsi, yaygınlık durumu, hastanın yaşı, genel durumu ve mevcut başka hastalıklarına (kalp hastalığı, yüksek tansiyon, şeker hastalığı ve böbrek hastalığı) göre medikal onkolog tarafından yapılır. Seçilen ilaçların dozları ve uygulama sıklığına da, gene medikal onkolog tarafından birçok değişik faktör göz önünde tutularak karar verilir.</p>
<h3>KEMOTERAPİ UYGULAMA SIKLIĞI VE SÜRESİ NE KADARDIR?</h3>
<p align="justify">Tedavi uygulama süresi ve sıklığı hastalığınızın ve sizin durumunuza göre özel olarak seçilen kemoterapi şemasına bağımlıdır. Tedavi ile elde edilen cevaba ve oluşan yan etkilere göre süre ve sıklık doktorunuz tarafından değiştirilebilir. Genellikle en sık kullanılan aralar 3 veya 4 hafta olmakla birlikte bazı tedavi şemalarında haftada bir veya iki haftada bir uygulamalar vardır. Kemoterapinin zamanlaması konusunda en önemli, hatta hayati önem taşıyan nokta tedavinin mümkün olduğu kadar düzenli ve yan etkilerin izin verdiği ölçüde zamanında yapılmasıdır. Tedavi aralıkları gereksiz uzatıldığında tümöre kendini toparlama ve ilaçlara direnç kazanarak daha da güçlenme şansı verilmiş olur. Bu şekilde tümör büyümeye ve yayılmaya devam eder ve tedavi başarı şansı azalır. Kemoterapi randevularınız konusunda kesinlikle doktorunuzun önerileri dışına çıkmayınız. Herhangi bir nedenle (aile sorunları, parasal sorunlar vb.) tedaviyi bırakmadan önce mutlaka doktorunuzla konuşarak sorunlarınızı anlatınız ve yardım isteyiniz. Tedavi günlerine mutlaka uyunuz. Kendinizi iyi hissetmediğiniz gerekçesi ile asla kendi- Iiğinizden tedavi gününüzü değiştirmeyiniz, ve evde kullanmak zorun- da olduğunuz ilaçları almamazlık etmeyiniz. Aksi halde eksik tedaviden kaynaklanan tedavi başarısızlıkları ile siz karşı karşıya kalırsınız.</p>
<h3>KEMOTERAPİ NEREDE UYGULANIR?</h3>
<p align="justify">Kemoterapi mutlaka bu konuda eğitimli kişilerin çalıştığı ,, merkezlerde uygulanmalıdır. Doktorunuzun izni olmadan kesinlikle herhangi bir hastanede veya evde, kemoterapi uygulama tecrübesi olmayan herhangi bir sağlık görevlisi tarafından uygulanmamalıdır.</p>
<h3>KEMOTERAPİ NASIL UYGULANIR?</h3>
<p>Kemoterapide kullanılan ilaçlar değişik yollarla uygulanır:</p>
<ol>
<li>Damar yoluyla (en sık kullanılan)</li>
<li>Ağızdan</li>
<li>Vücut boşluklarına uygulanabilir.</li>
</ol>
<h3>KEMOTERAPİ DAMAR İÇİNE NASIL UYGULANIR?</h3>
<p align="justify">Damardan uygulanan kemoterapi ilaçları genellikle serum setinden veya serumun içine karıştırılarak çeşitli sürelerde verilir. Uzun süreli uygulamalarda hastaneye yatma gereği olabilir. Tedavi sırasında bazı ilaçların yan etkilerinin önlenmesi için fazla miktarda sıvı verilmesi gerekebilir. Hastaya verilen sıvı miktarı ayrıca hastanın başka mevcut hastalıklarına göre kişiden kişiye farklılık gösterebilir. Bu nedenle başka hastaların tedavisi ile kendinizinkini karşılaştırmayınız.</p>
<p align="justify">Uzun süreli ve sık kemoterapi alanlarda bir süre sonra damar bulma sorunu ortaya çıkabilir. Bazı ilaçların damar içine uzun süreli uygulaması sırasında kol damarlarının kullanılması sakıncalı olabilir. Bu durumlarda kateter veya port denilen ve ilacın doğrudan doğruya kalbe yakın ana damara gitmesini sağlayan cihazlar takılarak kemoterapi bu cihaz yoluyla yapılabilir.</p>
<h3>KEMOTERAPİ HAPLARI NASIL YUTULUR?</h3>
<p align="justify">Kemoterapi bazen evde alacağınız haplarla yapılır. Bu durumda haplarınızın nasıl kullanılacağını çok iyi anlamanız, doktorunuza anlamadığınız konuları mutlaka sormanız, evde ilaçları almanızı engelleyen bir yan etki meydana gelirse mutlaka doktorunuzla bağlantı kurarak yardım istemeniz gereklidir.</p>
<p align="justify">Unutmayınız ki evde yutulan ilaçlar hastanede damardan verilenler kadar önemlidir, eksik veya yanlış kullanımı hayati tehlike yaratabilir.</p>
<h3>VÜCUT BOŞLUKLARINA UYGULANAN KEMOTERAPİ NEDİR?</h3>
<p align="justify">Kemoterapi hastalığın durumu ve bulunduğu yere göre bazen karın boşluğuna, akciğer zarı içine ve mesane içine uygulanabilir. Bu şekilde yapılan uygulamalar mutlaka bir merkezde ve uzman medikal onkolog doktor kontrolünde yapılmalıdır.</p>
<h3>KEMOTERAPİ SIRASINDA BAŞKA İLAÇLAR KULLANABİLİR MİYİM?</h3>
<p align="justify">Genel kural olarak kemoterapi başka sebeplerle (şeker hastalığı, yüksek tansiyon, kalp hastalığı, ağrı kesiciler) ilaç kullanmaya engel değildir. Ancak bu ilaçlar konusunda doktorunuzla görüşmeniz şarttır. Tedavi sırasında aspirin ve aspirin içeren ağrı kesici ateş düşürücüler almayın. Hastaneye yatmak için gelirken bu tür ilaçlarınızı yanınızda getiriniz.</p>
<h3>SIRADIŞI KANSER TEDAVİLERİ</h3>
<p align="justify">Aile ve yakınlarınız tümör tedavisi aldığınızı öğrendiklerinde size, hastalığınıza iyi geldiği söylenen çeşitli yiyecek, vitamin ve ilaçlar almanızı önerebilirler. Bu tür öneriler sıklıkla televizyon, gazete ve dergilerde abartılarak bahsedilen tedavilerdir. Maalesef bunlar genel- Iikle kesin veya tam olmayan bilgileri içerir. Bildirilen yüksek iyileşme oranları bilimsel çalışmalarda tekrar elde edilemez. Tümör tedavisinde gerçek ilerlemeler temel tıp buluşlarının (yeni ilaç ve yöntemlerin) klinikte uzun süre denenmesi ve geliştirilmesi ile sağlanır. Herkese önerilmeden önce dikkatli çalışmalar yapılması şarttır. Etkisi ispat edildiğinde dünyanın dört bir yanındaki hastalar için kullanıma sunulur. Eğer bu tür tedavileri kullanmayı düşünüyorsanız veya kullanıyorsanız doktorunuza haber veriniz.</p>
<h3>KEMOTERAPİNİN YAN ETKİLERİ VAR MIDIR?</h3>
<p align="justify">Kemoterapi büyüyen ve bölünen hücreleri öldürdüğünden bu tür özellikleri olan normal hücrelere de zarar verebilir. Bu tür hücreler kemik iliği, sindirim ve üreme sisteminde ve saç foliküllerinde bulunduğu için yan etkiler daha çok bu bölgelerde görülür. Kemoterapinin yan etkileriyle savaşabilecek birçok olanaklarımız olduğundan gerekli önlemler alındığı takdirde bu yanetkilerden korunabiliriz. Bu kitapçıkta sıralanan yanetkiler bütün hastalarda görülmeyeceğinden yanetki Iistesinin uzun olmasından ötürü endişeye kapılmanıza gerek yoktur. Yanetkiler kullandığınız ilacın türüne, dozuna, hastalığınızın türüne ve yapınıza göre değişiklikler gösterir. En sık görülen yan etkiIer bulantı kusma, saç dökülmesi ve yorgunluktur. Yan etkilerin çoğu kemoterapi aldığınız sürece oluşur ve tedaviniz tamamlandığında kaybolur. Doktorunuzla sizde görülebilecek yan etkiler ve önlemIeriniz hakkında tedavinize başlamadan önce mutlaka konuşunuz. Yan etkilerin bazıları sizin doğrudan hissedeceğiniz türdendir. Bazıları ise ancak birtakım kan tetkikleri ile anlaşılabilir.</p>
<h3>NE KADAR SÜRER?</h3>
<p align="justify">Yan etkiler erken ve geç olmak üzere ikiye ayrılır. Erken yan etkilerin çoğu kemoterapi aldığınız sürece oluşur ve tedavi tamamIandıktan sonra tamamen kaybolur; bazılarının düzelmesi ise daha uzun zaman alabilir. Normale dönme süresi yine kullanılan ilaç türüne, miktarına ve hastanın durumuna göre değişiklik gösterir. Sizi kemoterapi alımı süresince rahatsız eden yanetkilerin hemen hemen tamamı erken yanetkilerdir. Tedavi bitiminde kaybolacağından, bu yan etkiler nedeniyle tedavinizi aksatmamanızı ve yan etkileri en aza indirebilmek için doktorunuzla işbirliği yapmanızı öneririz. Geç yanetkiler hastayı kemoterapi alırken rahatsız etmeyen, daha uzun sürede ortaya çıkan yanetkilerdir. Gerekli önlemler alındığı takdirde bunların oluşması genellikle önlenebilir. Yanetkilerden en az düzeyde etkilenmenizi sağlamak için bu kitapçıkta yazılan önlemleri uygulamanız büyük önem taşımaktadır.</p>
<h3>KEMOTERAPİNİN YAN ETKİLERİNİN DEĞERLENDİRİLEBİLMESİ İÇİN GEREKLİ TETKİKLER NELERDİR?</h3>
<p align="justify">Kan sayımı: Kemik iliği tarafından yapılan ve mikroplarla savaşan beyaz kürelerin (Iökosit), oksijen taşıyan hemoglobinin ve pıhtılaşmayı sağlayarak kanamayı durduran trombositlerin sayılarını gösteren bir tetkikdir. Kemoterapi ilaçlarının çoğu kemik iliği üzerine baskılayıcı etki yaptığı için genellikle her ilaç tedavisi gününden önce, bazen ise her hafta kan sayımı yapılması gereklidir. Kan hücrelerinizin miktarı doktorunuz tarafından belirlenecek ölçüler içinde olmazsa kemoterapi alamazsınız. Bazı durumlarda tedaviniz ertelenebilir, bazı durumlarda ise kan ürünleri verilerek kan sayımınız istenen düzeye yükseltilebilir. Daha sonraki kemoterapi kürlerinde bu yanetkinin en aza indirilebilmesi için size gerekli olan destek tedavileri önerilecektir. Daha sonra belirteceğimiz sınırlara kadar düşük değerlerin bulunması kemoterapinin beklenen etkileri olduğu için endişelenmenize gerek yoktur.</p>
<p align="justify"><strong>Biyokimyasal kan testleri:<br />
</strong>Organlarımızın normal olarak işleyip işlemediğini kanda bakılan üre, kreatinin, şeker, karaciğer enzimleri gibi bazı biyokimyasal değerlerle anlaşılır. Her kemoterapi ilacının yan etkisi değişiktir. Doktorunuz sizden kullanılan kemoterapinin türüne göre değişik biokimyasal testler isteyecektir. Bunları genellikle kemoterapi gününden 1 gün önce veya belirtilen tarihte mutlaka yaptırdıktan sonra randevunuza geliniz.</p>
<p align="justify"><strong>İdrar tahlili :</strong><br />
Böbrek, mesane ve idrar yollarınızda herhangi bir sorunun olup olmadığı taze idrarda ve bazen de 24 saatlik idrarda bakılan bazı testlerle anlaşılabilir. Doktorunuz gerekli gördüğü takdirde bu tetkiki yaptırmanız gerekir.</p>
<h3>KAN HÜCRELERİNİN AZALMASI NE TÜR SORUNLAR DOĞURUR?</h3>
<h4>1. YORGUNLUK ve KANSIZLIK:</h4>
<p align="justify">Kemoterapi kemik iliğinin kırmızı hücre yapma yeteneğini bozarak vücutta oksijen taşınmasını azaltır. Yeterli oksijen ihtiyacı karşılanmadığında dokular işlevlerini göremezler, bu duruma kansızlık denir. Yorgunluk, baş dönmesi, nefes dar\ığı yapabilir. Her tedavi öncesi hemoglobin(Hb) düzeyi ölçülerek kan durumunuz hakkında fikir sahibi olunur. Normalde 14 gr olan hemoglobin düzeyi, 10 gr&#8217;ın altına ininceye kadar herhangi bir sorun yaratmaz. Doktorunuz gerekli gördüğü takdirde size kan verilmesini önerecektir.</p>
<p><strong>Kansızlık oluştuğunda alacağınız önlemler:</strong></p>
<ul>
<li>Dinlenmeye daha fazla vakit ayırınız.</li>
<li>Yorucu işlerden kaçınınız.</li>
<li>Özellikle yeşil ve lifli sebzeler, kırmızı et ve karaciğer gibi demir açısından zengin gıdalar alınız.</li>
<li>Ayağa kalkarken başdönmesini önleyebilmek için yavaş hareket ediniz.</li>
</ul>
<p><strong>Aşağıdaki durumlarda acilen kan sayımı yaptırarak doktorunuza başvurunuz:</strong></p>
<ul>
<li>Ara kan sayımlarında hemoglobin miktarınız 7 gr-ın altında ise,</li>
<li>Yorgunluğunuz giderek artıyorsa,</li>
<li>Bilinç bulanıklığı oluşursa,</li>
</ul>
<h4>2. MiKROP BULAŞMASI &#8211; İNFEKSİYON</h4>
<p align="justify">Kemoterapi ,mikroplarla savaşan beyaz kürelerinizi (lökosit) azaltacağı için mikroplar vücudunuzda daha kolay hastalık yapabilir. Bu yüzden normalden daha fazla korunmanız gerekecektir. LökositIerin normal değeri 4.000-9.000 arasındadır. Kemoterapi kürleri arasında lökositlerinizin 1000-3000 arasında değişmesi beklenen bir olaydır, endişeye kapılmanıza gerek yoktur. Her kemoterapi öncesi lökosit değerinizin doktorunuz tarafından değerlendirilmesi gerekecektir.</p>
<p align="justify">Yeterli düzeylerde olmadıkları takdirde tedaviniz bir süre için erteIenebilir. 1500&#8242;ün a!tındaki değerlerde mutlaka doktorunuza haber veriniz</p>
<p align="justify"><strong>Mikrop Bulaşmaması için Alacağınız Önlemler:</strong></p>
<ul>
<li>
<p align="justify">Ellerinizi sık sık yıkayınız. Özellikle yemek yemeden önce ve tuvaletten çıktıktan sonra mutlaka yıkayınız.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Tırnaklarınızı kökünden kesmeyiniz, manikür yaptırmayınız.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Yaralanmamaya özen gösteriniz.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Traş olurken jilet yerine elektrikli makinaları tercih ediniz.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Diş etlerinizi hırpalamayacak yumuşak diş fırçası kullanınız.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Sivilceleriniz ve yaralarınızla oynamayınız.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Her gün ılık suyla banyo yapmaya gayret ediniz, vücudunuzu yumuşak bir Iifle sabunlayınız, kese kullanmayınız.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Kalabalık ve kirli ortamlardan kaçınınız, bulaşıcı hastalığı olan kişilerle teması engelleyiniz.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Sularınızı kaynatarak içiniz, dışarda yemek yemeyiniz.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Meyve ve sebzelerin iyi yıkanmış olmasına dikkat ediniz.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Derece ile ateş bakmasını öğreniniz ve kendinizi normalden farklı hissettiğinizde mutlaka ateşinize bakınız. Yükseldiğinde bol sıvıalınız.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Kızarıp şişen ve ağrıyan bir bölgeniz varsa doktorunuza bildiriniz.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Tarımla ve ev işleriyle uğraşırken eldiven takınız.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Doktorunuza haber vermeden aşı yaptırmayınız.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Cildiniz kuruyorsa krem kullanınız.</p>
</li>
</ul>
<p><strong>Aşağıdaki durumlarda herhangi bir ilaç almadan acilen kan sayımı yaptırarak doktorunuza acilen başvurunuz:</strong></p>
<ul>
<li>Ateşiniz 38 derecenin üstüne çıkarsa,</li>
<li>Titreme olursa,</li>
<li>Normal dışı terelem, idrarda yama olursa,</li>
<li>Lökosit sayınız 1500 in altına inerse,</li>
<li>Boğazda yanma ve öksürük başlarsa,</li>
<li>Herhangi bir yerinizde kızarma ve ağrı olursa.</li>
</ul>
<h4>3.KANAMA PROBLEMLERİ</h4>
<p align="justify">Nadiren yüksek doz kullanıldığında kemoterapi ilaçları kanda pıhtılaşmayı sağlayan trombosit sayısını azaltabilir. Bu nedenle kanamaya eğiliminiz artabilir. Normal trombosit sayısı 150.000-300.000 arasındadır. Trombosit sayısı 100.000&#8242;in altına düşse bile kanama problemleri oluşturmayabilir. Ancak 20.000&#8242;in altındaki değerlerde kanamalar olabilir ve acilen önlem alınması gereklidir.</p>
<p><strong>Trombosit sayınız düşükse alacağınız önlemler:</strong></p>
<ul>
<li>ASPİRİN KULLANMAYINIZ, doktorunuza danışmadan ağrı kesici almayınız.</li>
<li>Doktorunuz izin vermedikçe alkollü içkiler kullanmayınız.</li>
<li>Dişlerinizi yumuşak diş fırçası ile fırçalayınız.</li>
<li>Burnunuzu zorlamadan sümkürerek temizleyiniz, parmaklarınızı kullanmayınız.</li>
<li>Herhangi bir yerinizin yanmaması için özen gösteriniz.</li>
<li>Yaralanmanıza neden olabilecek aktivitelerden kaçınınız.</li>
<li>Tahriş yapacak baharatlı, acılı,sıcak ve sert gıdalar almayınız.</li>
<li>Bol sıvı alınız.</li>
<li>Cinsel ilişki kurmayınız.</li>
<li>Kabızlık varsa önleyici tedbirler alınız.</li>
<li>Dinlenmeyi arttırınız.</li>
<li>Bol proteinli gıdalar alınız.</li>
</ul>
<p><strong>Aşağıdaki durumlarda acilen ka sayımı yaptırarak doktorunuza başvurunuz:</strong></p>
<ul>
<li>Vücudunuzda morluklar oluşursa,</li>
<li>Özellikle el ve ayaklarda veya herhangi bir bölgenizde toplu iğne başı büyüklüğünde döküntüler olursa,</li>
<li>Kırmızı veya pembe renkli idrar çıkarırsanız,</li>
<li>Burun veya dişeti kanamanız olursa.</li>
</ul>
<h3>BULANTI VE KUSMA</h3>
<p align="justify">Kemoterapiye bağlı en önemli şikayetlerden biridir. Kemoterapi, midenizi ve beyindeki kusma ile ilgili merkezi etkileyerek kusmaya neden olabilir. Kullanılan ilaç türlerine, doza ve kişisel özelıikıere göre kusma şideti ve süresi değişiktir. Bu tür bir yan- etki hiç oluşmayabileceği gibi çok şiddetli de olabilir.</p>
<p align="justify"><strong>Ne zaman başlar? Ne kadar sürer?</strong></p>
<p align="justify">Hemen tedavi sonrası veya tedaviden 8-12 saat sonra başlayıp 12-24 saat süren şiddetli bulantı kusmanız olacağı gibi hafif bir bulan- tl sürekli de olabilir. Daha önce kemoterapi deneyimi olmuş kişilerde bazen tedaviden önce de psikolojik kökenli kusmalar olabilir. Bulantı ve kusmanızın şiddeti ve süresi hakkında her kürde doktorunuza bilgi veriniz.</p>
<p><strong>Engellenebilir mi?</strong></p>
<p align="justify">Bulantı ve kusmayı engelleyen çok çeşitli ilaçlar mevcııttur. Doktorunuzun önerisine göre bunları zamanında kullanınız. Bu ilaçlar genellikle kemoterapiyi aldığınız günlerde ve sonraki birkaç gün süresince kullanılır. Bulantı ve kusmanızın şiddetine göre tedavinizde ve alacağınız SIVImiktarında değişiklikler yapılarak, bu yanetkinin azaltılması mümkündür.</p>
<p><strong>Sizin alabileceğiniz önlemler:</strong></p>
<ul>
<li>Bulantı ve kusmanın her kemoterapi sonrası olacağı önyargısına kapılmayınız.</li>
<li>Kemoterapi sırasında kusma oluyorsa tedavi öncesi ve sonrası 1-2 saat birşey yemeyiniz.</li>
<li>Uyguıamadan 1-12 saat öncesi ve 1-24 saat sonrasında katı gıdalar yerine sıvıgıdaları tercih ediniz.</li>
<li>Az, sık ve yavaş yemek yiyiniz.</li>
<li>Yemekleri iyice çiğneyiniz.</li>
<li>Su veya meyve sularını yemek sırasında değil ,yemeklerden 1 saat önce veya sonra içiniz.</li>
<li>Yağlı, şekerli ve kızartma türü yiyeceklerden uzak durunuz.</li>
<li>Yemek kokuları midenizi bulandırıyorsa soğuk ve ılık yiyecekleri tercih ediniz.</li>
<li>Bulantıyı azaltmak için elma suyu, kızılcık suyu, Iimonata, meyva suları, çay, kola, ayran gibi sıvı veya ezilmiş patates, elma püresi, yoğurt, süzme peynir gibi yarı-katı veya ağzınızda yara yoksa Iimon, ekşi turşu gibi gıdalar alabilirsiniz.</li>
<li>Ağzınızda yara yoksa ve sabah kusmaları varsa; yataktan kalkar kalkmaz kraker, tost, peynir-ekmek gibi kuru gıdaları tercih ediniz.</li>
<li>Hoşlandığınız yiyecekleri tercih ediniz. Bazı kişilerde kırmızı ete karşı tiksinti gelişebilir. Bu durumlarda tavuk veya balık yiyerek et ihtiyacını karşılayabilirsiniz.</li>
<li>Tuvalet, parfüm, sigara, yemek kokuları gibi sizi rahatsız edebilecek kokulardan uzak durunuz.</li>
<li>Yemek yedikten sonraki 2 saat sırt üstü yatmayınız.</li>
<li>Yemeklerden sonra sessiz bir ortamda dinleniniz.</li>
<li>Sıkmayan rahat kıyafetler giyiniz.</li>
<li>Bulantı olduğu zaman derin ve yavaş nefes alma egzersizleri yapınız</li>
<li>Süreli bulantınız varsa kendinizi oyalayacak aktiviteler yaratınız. (televizyon seyretme, müzik dinleme, örgü örme, kitap okuma vb. gibi)</li>
<li>Yatakta yatarken kusarsanız, solunum yollarına kaçmaması için başınızı hemen yana çeviriniz.</li>
<li>Kusma çok fazlaysa, gıdalardan yutmadan emme yoluyla yararlanmaya çalışınız. Kusmayı önleyecek ilaçların fitil ve enjeksiyon formIarını isteyiniz.</li>
<li>Bulantınız varken ve kusarken yemek yemeye zorlanmayınız.</li>
<li>Bulantı kusmanızın şiddetli olduğu dönemlerde 3-4 saat süreyle birşey yemeyiniz, daha sonra sıvı gıdalar alınız. sıvı gıda alımına 2 günden fazla devam etmeyin.</li>
<li>Taşıt tutmanız varsa kemoterapi aldığınız gün uzun yolculuk ya mayınız.</li>
<li>Nahoş metalik ilaç tadını azaltacak nane veya ekşi şekerlemeler yemek rahatlatıcı olabilir.</li>
<li>Doktorunuza bulantı, kusmanızın şiddeti, süresi ve zamanlaması konusunda bilgi veriniz. Önleyecek ilaçlarda değişiklik yapabilir.</li>
</ul>
<p><strong>Aşağıdaki durumlarda acilen doktorunuza başvurunuz:</strong></p>
<ul>
<li>Nefes borunuza yiyecek kaçtığından şüpe ediyorsanız,</li>
<li>3-4 saat süreyle, saatte 3-ten fazla kusmanız oluyorsa,</li>
<li>Günde 4 bardaktan fazla sıvı gıda alamıyorsanız ve 2 günden fazla gıda alamadıysanız,</li>
<li>İlaçlarınız kusma nedeniyle kullanamıyorsanız.</li>
</ul>
<h3>SAÇ DÖKÜLMESİ:</h3>
<p align="justify">Her zaman olmayan,fakat sık görülen bir yan etkidir. Doktorunuz kulanacağınız ilaçların saç döküp dökmeyeceği konusunda bilgi verecektir. Saçlarla birlikte vücudunuzun diğer tüylü bölgelerinde de dökülme olacaktır. Tüylerdeki dökülme sizi ruhsal açıdan rahatsız edebilir; bu duygularınızı paylaşmaktan kaçınmayınız.</p>
<p align="justify">Öncelikle bu yan etkinin tamamen geçici bir süre için sizi etkileyeceğini düşünmelisiniz. Tedaviniz tamamlandığında dökülen saçlar ve tüyler yeniden oluşacaktır ve daha da gür olması mümkündür. Daha önce bu deneyimi yaşamış kişilerle konuşmak sizi rahatlatacaktır. Bazı merkezlerde saç dökülmemesi için uygulanan kafatasına soğuk ve baskı uygulama teknikleri merkezimizde bazı yanetkilerinden dolayı uygulanmamaktadır.</p>
<p align="justify"><strong>Sizin alabileceğiniz önlemler:</strong></p>
<ul>
<li>Kemoterapi başlamadan önce saçlarınızı kısa kestiriniz.</li>
<li>Saç kaybını gizlemek için isterseniz şapka, peruk, eşarp veya baş örtüsü edininiz .Saçınız uygunsa kendi saçınızdan peruk yaptırabilirsiniz. Güneşten korunma dışında bu önlemi almanız tamamen kendi isteğinize bağlıdır.</li>
</ul>
<p align="justify"><strong>Saç dökülmesini azaltmak için neler yapabilirim?</strong></p>
<ul>
<li>Besleyici şampuanlarla yıkayın, iyice durulayınız ve nazikçe kurulayınız.</li>
<li>Saçı aşırı taramak ve fırçalamaktan kaçının.Geniş dişli tarakları ve yumuşak fırçaları tercih ediniz.</li>
<li>Saç boyaları, spray, jöle, bigudiler, sıkı tokalar kullanmayınız.</li>
<li>Elektrikli saç kurutma makinalarını mümkünse kullanmayınız. Eğer gerekiyorsa sıcaklık düzeyi düşük olarak kullanınız.</li>
</ul>
<h3>YUTMA GÜÇLÜĞÜ</h3>
<p align="justify">Ağız içi ve yemek borusu bölgelerdeki hücrelerin yenilenememesi, vücudun mikroplara karşı daha duyarlı olması, yetersiz sıvı alımı, ağız bakımının iyi olmaması gibi nedenlerden ötürü kemoterapi alırken ağız içinde, boğazda, yemek borusunda kuruma, kızarma ve yaralar oluşabilir. Bu durum hem beslenmenizi engelleyeceğinden hem de mikrop kapmanız için elverişli ortam yaratacağından, oluşmasını engellemek için gerekli önlemleri almak gerekir. Ağız bakımı için gerekli önlemler: * Kemoterapiye başlamadan önce dişlerinizde olabilecek muhtemel çürük ve iltihaplar için mümkünse diş dokturuna görününüz. Kemoterapi başladıktan sonra kanama sorunları olabileceğinden diş bakımını yaptırmanız güç olabilir. Kemoterapi sırasında diş probleminiz oluşursa doktorunuzdan ne zaman tedavi olabileceğiniz konusunda bilgi isteyiniz.</p>
<ul>
<li>Dişlerinizi her yemekten sonra ve yatmadan önce yumuşak naylon kıllı (bebek fırçası) diş fırçası ve çocuk diş macunu ile fırçalayınız. Her fırçalamadan önce fırçanızı sıcak suyla yıkayınız.</li>
<li>Trombosit sayınız yeterli ise yatmadan önce diş aralarınızı diş ipliği ile tahriş etmeden temizleyiniz.</li>
<li>Yemeklerden sonra ve yatmadan önce bir bardak suya 1 çay kaşığı karb.onat koyarak hazırladığınız suyla ağzınızı bolca çalkalayınız. Bu ağızdaki asiti azaltır, kuruluğu ve yaraları engellemeye yardımcı olur. Alkol ve gliserinli ticari gargaraları kullanmayınız.</li>
<li>Dudaklarınızı vazelin veya kremle nemli tutarak kuruma ve çatla- maları engelleyiniz.</li>
<li>Sigara, alkol, çok sıcak, çok soğuk, baharatlıı acı, sert yiyeceklerden kaçınınız.</li>
<li>Protez kullanıyorsanız, ağzınıza iyi uymasına dikkat edin. Her yemekten sonra protezinizi çıkararak ağzınızı çalkalayınız.</li>
<li>Protezlerinizi geceleri her gün suyunu değiştirdiğiniz ağzı kapalı bir kapta saklayınız.</li>
<li>Bol sıvı alınız.</li>
<li>Tüm bu önlemlere rağmen yutkunma güçlüğü, ağız yaraları, ağızda pamukçuk oluşursa doktorunuzun önerisine göre ilaç ve ek tedbirler almanız gerekecektir.</li>
</ul>
<p><strong>Bunların bazıları:</strong></p>
<ol>
<li>Ağrı varsa doktorunuzun önerisine göre ağrınızı azaltacak solusyonlar kullanınız.</li>
<li>Sütlaç, evde yapılmış dondurma, muz, bebek mamaları, yumuşak kıvamda yumurta, yumuşak peynir, puddingler, püre, makarna, haşlanmış patates gibi yumuşak yiyecekler yiyiniz.</li>
<li>Ağzınız çok kuruyorsa, suni tükrük solusyonları kullanınız.</li>
<li>Çok bol miktarda sıvı gıda alınız. Domates suyu, portakal, limon, greyfurt gibi ekşi mevye suları, çiğ sebzeler, tost, kraker gibi kuru, sert gıdalar ve acılı, baharatlı, tuzlu yiyeceklerden kaçınınız.</li>
<li>Kuru yiyecekleri su ve yağla yumuşatabilirsiniz.</li>
<li>Tam sıvı gıdaları yutmak güç oluyorsa, daha yoğun; örneğin blenderden geçirilmiş gıdalar alınız.</li>
<li>Eğer doktorunuzca sakıncası yoksa, almanız gereken tablet ve kapsülleri kırarak, yiyeceklere katarak yutunuz.</li>
<li>Yerken ve içerken oturur vaziyette olunuz.</li>
<li>Yutamıyacağınız şeyleri yemek için kendinizi zorlamayınız.</li>
<li>C ve B vitaminleri alınız (kemoterapi günü kullanılmaz)</li>
<li>Şikayetleriniz hafifse ağız bakımınıza yukarıda belirtilen aralıklarla devam edin.</li>
<li>Şikayetleriniz fazla, beslenemiyecek durumda iseniz ve ateşiniz yüksekse;ağzınızı karbonatla 2 saatte bir çalkalayınız, ağız bakımı için doktorunuzun önereceği solusyonları kullanınız.</li>
<li>Diş fırçası kullanmayınız, steril gazlı bezi parmaklarınıza dolayarak macunla dişlerinizi hırpalamadan ovunuz.</li>
<li>Protez kullanıyorsanız iyileşinceye kadar kullanmayınız.</li>
</ol>
<h3>İSHAL</h3>
<p align="justify">Kemoterapi alırken dışkılama düzeninizde değişiklik olabilir. Bu durum bazı sınırlar içinde önemsizdir. Eğer günde 4 veya 5 kezden fazla sulu dışkılama varsa bu duruma ishal denir ve önlem almanız gerekir.</p>
<p><strong>İshal olduğunuz zaman neler yapacaksımz?</strong></p>
<ul>
<li>24 saatlik dışkılama sayınızı, dışkınızın, rengini, kıvamını doktorunuza bildirmek için gözlemleyiniz.</li>
<li>İshaliniz devam ettiği sürece çok posa bırakan ve sindirim sisteminizi tahriş edebilecek gıdalar almayınız. Bunlar; çiğ sebzeler, kepekli veya bütün taneli buğday ekmeği, fındık, çekirdek, yağlı gıdalar, fasulye, taze ve kurutulmuş meyveler, meyve suları (muz, avokado, elma ve üzüm hariç), çikolata, baharatlı ve acılı yemekler, sarmısak, hardal turşu ve alkollü içeceklerdir.</li>
<li>Yüksek kalorili ve potasyum açısından zengin gıdalar alın. Bunlar; peynir, yumurta, haşlanmış patates, pirinç lapası, makarna, muz, şeftali, tuzlu ayran, yoğurttur.</li>
<li>En azından 3 litre sıvı alın. Sıvı ihtiyacı için sudan başka et suyu, elma suyu, üzüm suyu, açık çay, ayran gibi sıvılar da almalısınız.</li>
<li>Kafeinli ve karbonatlı içecekler içmeyiniz.</li>
<li>Üzüm pekmezinden kaçınınız.</li>
<li>Kahve , koyu çay, alkol, tütün ve tatlılardan uzak durunuz.</li>
<li>Sık sık ve az yiyiniz.</li>
<li>İshaliniz 2 günden daha uzun sürerse ve çok şiddetli ise doktorunuza sorarak sadece sıvıgıda alınız. Kendinizi iyi hissettikçe, az posa bırakan yiyecekleri ekleyiniz. Sadece sıvıgıdayı iki günden fazla almayınız.</li>
<li>Eğer ishalinizi şiddetlendirdiğini hissederseniz süt ve süt ürünlerinden kaçının.</li>
<li>Anal bölgenizi her dışkılamadan sonra sabunla iyice temizleyin, ılık su ile durulayın.</li>
<li>Anus çevresindeki kızarıklık ve çatlaklara dikkat edin ve doktorunuza bildirin.</li>
<li>Doktorunuzun önerdiği ishal kesici ilaçları düzenli olarak kullanınız.</li>
</ul>
<p><strong>Aşağıdaki durumlarda acilen doktorunuza başvurunuz:</strong></p>
<ul>
<li>Eğer ishaliniz günde 6-8 kereyi aşar ve 2 günden aza sürerse,</li>
<li>Karnınızda kramp tarzı ağrılarınız 2 günden fazla sürerse</li>
</ul>
<h3>KABIZLIK</h3>
<p align="justify">Dışkılama sıklığınızın herzamankinden daha az olması , dışkının sertleşmesi ve ağrılı ve rahatsız edici olmasına kabızlık denir. Kemoterapi aldığınız sürece aldığınız ilaçlara, herzamankinden daha az hareket etmenize ve az yemenize bağlı olarak kabızlık gelişebilir. Kabızlık giderici ilaçlar kullanabilirsiniz, fakat öncelikle doktorunuza danışmanız gerekir.</p>
<p><strong>Kabızhğı önlemek için neler yapabilirsiniz?</strong></p>
<ul>
<li>Bol miktarda ve özellikle ılık sıvı almaya çalışınız.</li>
<li>Posa bırakan gıdaları tercih edin Bunlar; çiğ veya pişmiş sebzeler, meyveler (özellikle kabuklu ve çekirdekli olanlar), meyve suları,hoşaf ve komposto (özellikle kayısı ve erik), fındık, patlamış mısır, kepek ekmeğidir.</li>
<li>Kabızlık yapabilecek yumurta, peynir, patates, pilav, makarna gibi gıdaları az miktarda yiyiniz.</li>
<li>Tolere edebildiğiniz derecede aktivitenizi arttırın ve yürüyüş yapın.</li>
<li>Dışkılamak için zaman ayırınız.</li>
<li>Öğünleri hep aynı zamanda yemeye dikkat ediniz.</li>
</ul>
<p><strong>Aşağıdaki durumlarda acilen doktorunuza başvurunuz:</strong></p>
<ul>
<li>Normal alışkanlağınızı 2 günden fazla aşan gaz ve dışkı çıkışı olmazsa,</li>
<li>Kabızlığa ek olarak bulantı ve kusmanız da varsa,</li>
<li>Dışkıda kann varsa.</li>
</ul>
<h3>KEMOTERAPİNİN KAS VE SİNİR SİSTEMİNİZE ETKİSİ</h3>
<p align="justify">Bazı ilaçlar sinir sistemini etkileyerek ellerde ve ayaklarda, özellikle parmaklarınızda uyuşma, yanma, kuvvetsizlik, karıncalanma, his- sizlik yapabilir. Ayrıca nadiren de olsa denge kaybı, eşyaları tutmada güçlük, eklem ağrıları, işitme kaybı, karın ağrısı ve kabızlık olabilir. Bazı ilaçlar da kaslarınızi etkileyerek kuvvetsizlik ve zayıfiığa neden olabilir.</p>
<p align="justify">Bu etkiler rahatsız edici olsa da genellikle önemli değilir ve ilaç kesildikten sonra zamanla kaybolur, nadiren kalıcı olabilir. Doktorunuzla görüşmelerinizde bu tür belirtleriniz kalıcı oluyorsa belirtiniz. Eğer bu tür belirtileriniz varsa:</p>
<ul>
<li>
<p align="justify">Delici ve kesici araçları kullanırken, bir yerinizi kesmemek ( için dikkatli olunuz.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Yürürken, merdiven çıkarken bir yerlere tutununuz, gerekirse &#8216;ii baston kullanınız.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Ayakkabılarınızın ayaklarınıza uyan ve iyice kavrayan şekilde olmasına dikkat ediniz.</p>
</li>
</ul>
<h3>CİLT VE TIRNAKLARINIZA ETKİSİ</h3>
<p align="justify">Kemoterapi aldığınız sürece nadiren kızarma, kaşınma, soyulma, kuruluk ve sivilce gibi önemli olmayan cilt sorunları görülebilir. Cilt ve tırnaklarınızın renginde değişiklikler olabilir. Tırnaklarınız kolay kırılabilir ve üzerlerinde çizgilenmeler oluşabilir. Kemoterapi verilen damarlarda oluşan renk koyulaşması önemli değildir, tedaviniz tamamlandıktan 1-2 ay sonra kaybolur.</p>
<p><strong>Sizin alabileceğiniz önlemler:</strong></p>
<ul>
<li>
<p align="justify">Cildinizde aşırı kararma olacağı için kemoterapi alırken güneşlenmeyiniz.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Güneşlenmeseniz bile güneş etkisine maruz kalacaksanız koruyucu krem kullanınız.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Sivilce oluşursa cildinizi temiz ve kuru tutunuz.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Kuruma oluyorsa sıcak ve uzun banyo yerine, kısa ve ılık banyolar yapınız ve nemlendirici krem ve losyonlar kullanınız. Alkol içeren parfüm, traş losyonu, kolonya kullanmayınız.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Tırnaklarınızı korumak için iş yaparken eldiven giyiniz.</p>
</li>
</ul>
<p><strong>Aşağıdaki durumlarda acilen doktorunuza başvurunuz:</strong></p>
<ul>
<li>İlaç verilen damarda ilaç verilirken veya daha sonra kızarma, ağrı ve şişlik oluşursa. Bu bulgular ilacın damar dışına kaçtığını gösterir.</li>
<li>Tüm vücudunuzu kaplayan kızarıklık, döküntü ve efes darlığı olursa. Bu bulgular allerjik bir reaksiyon olduğunu gösterir.</li>
</ul>
<h3>MESANE VE BÖBREKLERİNİZE ETKİSİ</h3>
<p align="justify">Kemoterapi ilaçlarının bazıları böbrekler ve mesanenizde geçici veya kalıcı etkiler yapabilir. Kullandığınız ilaçların böylesi bir etkisi olup olmadığını doktorunuza danışmalısınız. Doktorunuz sizden her kürde eğer böbreklerinizi etkileyen bir ilaç kullanıyorsanız böbrek fonksiyonlarınızı değerlendirecek tetkikler, eğer mesanenizi etkileyen bir ilaç kullanıyorsanız idrar tahlili isteyecektir. Bunları mutlaka her kemoterapi öncesinde yaptırmalısınız. Bazı ilaçlar idrarınızın rengini değiştirebilir; Farmarubisin ve Adriamisin kırmızıya, Novantron maviye boyar, Bu durumu doktorunuza sorarak gereksiz endişelerden kurtulunuz.</p>
<p><strong>Sizin alabileceğiniz Önlemler:</strong></p>
<ul>
<li>Bol sıvı içerek idrar miktarınızın fazla olmasını sağlayınız. Meyvve suları, çay, kahve, dondurma, çorba gibi gıdaların hepsi sıvı sayılır, sadece su olarak düşünmeyiniz.</li>
<li>Sıvı alamını güne eşit şekilde bölmeye çalışınız. Örneğin sekiz saatte bir günlük alacağınız miktarın üçte birini alınız.</li>
<li>İdrarınızı tutmayın. Sık sık tuvalete gidin.</li>
</ul>
<p><strong>Aşağıdaki durumlarda acilen doktorunuza başvurunuz:</strong></p>
<ul>
<li>
<p align="justify">İdrarda yanma veya her iki bel bölgenizde veya kasıkta ağrı olursa,</p>
</li>
<li>
<p align="justify">İdrar kırmızı veya farklı renkte olursa (boyayan ilaçlar hariç ),</p>
</li>
<li>
<p align="justify">İdrar bulanık ve pis kokuluysa,</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Çok sık idrara çıkıyorsanız,</p>
</li>
<li>
<p align="justify">İdrar yapamıyorsanız,</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Titreme ve ateşiniz olursa.</p>
</li>
</ul>
<h3>CİNSEL FONKSİYONLARINIZA ETKİSİ</h3>
<p><strong>Bazı kemoterapi ilaçları üreme organlarının işlevlerini etkileyebilir.</strong></p>
<p><strong>Erkekler için</strong></p>
<p align="justify">Erkeklerde sperm sayısını azaltarak geçici veya kalıcı kısırlığa neden olabilir. Cinsel fonksiyonlar ve istek üzerine yan etkisi yoktur. Doktorunuzla kullanacağınız ilaçların kısırlık yapıp yapmıyacağını konuşunuz. Eğer ilerde çocuk sahibi olmayı düşünüyorsanız ve kullanacağınız ilaçlar kısırlık yapıyorsa kemoterapi başlamadan önce yurt dışındaki sperm bankalarına başvurabilirsiniz. Böylelikle kemoterapi başlamadan önce spermleriniz dondurularak ilerde kullanılmak üzere saklanabilir.</p>
<p><strong>Kadınlar için</strong></p>
<p align="justify">Kemoterapi ilaçları yumurtalıklarınızı ve hormonal durumunuzu etkileyebilir. Bazen kemoterapi alırken normal adet kanamalarınızın düzeni değişebilir veya tamamen kesilebilir. Verilen ilaca, dozuna bağlı olarak geçici ve kalıcı kısırlık oluşabilir. Kemoterapi alırken sakat çocuk sahibi olabileceğinizden doktorunuza danışarak uygun doğum kontrol yöntemlerinden birini kullanınız. Hormonal dengenizde değişiklikler olabileceği için menapoza benzer ateş basmaları, terleme, vajinada kuruluk, yanma gibi belirtileri olabilir. Bu tür sorunlarınızı doktorunuza bildiriniz.</p>
<h3>TERLEME</h3>
<p align="justify">Havanın sıcak oluşuna bağlı olmaksızın genellikle geceleri olan aşırı sıvı kaybıdır. Bir infeksiyon belirtisi olabileceğinden terleme öncesinde ateşinizin yükselip yükselmediğini kontrol edin.</p>
<p><strong>Aşırı terlemeniz oluyorsa:</strong></p>
<ul>
<li>Nemi alması için 2 kat giyecek giyiniz.</li>
<li>Islak giysilerinizi sık sık değiştiriniz.</li>
<li>Yatağınızı kuru tutunuz.</li>
<li>Sık sık banyo yapınız.</li>
<li>Odanızı cok sıcak veya çok soğuk tutmayınız.</li>
</ul>
<h3>ACİLEN DOKTORA BAŞVURULMASI GEREKEN YAN ETKİLER NELERDİR?</h3>
<p align="justify">Her kemoterapi alan hasta bu durumları önceden doktoruyla konuşmalı ve bu tür durumlarla karşılaştığı zaman vakit kaybetmeden telefon veya şahsen doktoruyla temas kurmalıdır ve doktorunun vereceği tavsiyelere göre hareket etmelidir.</p>
<p><strong>Randevu gününü beklemeden acilen başvumanız gereken durumlar şunlardır:</strong></p>
<ul>
<li>38 derecenin üstünde ateş yükselmesi.</li>
<li>Herhangibir yerinizde kanama;<br />
-aşırı burun kanaması<br />
-ciltte oluşan morluklar -idrarda kanama<br />
-diş etlerinde aşırı kanama<br />
-hazneden normal adet dışı kanamalar<br />
-dışkıda taze kanama veya katran gibi siyah olması, kusarak kahve telvesi gibi veya kırmızı kanama<br />
-vücutta toplu iğne başı büyüklüğünde döküntüler, öksürürken aşrı miktarda kan gelmesi. (Balgamda hafif kırmızılık görülmesi önemli değildir.)</li>
<li>Kemoterapi aldığınız damar çevresinde oluşan ağrı ve kızarıklık. (kemoterapi sırasında damarlarınızda kahverengi renk değişikliği olması önemli değildir.)</li>
<li>Daha önce olmayan nefes darlığı veya varolan nefes darlığında artış.</li>
<li>Kola da yayılabilen göğüs ağrısı.</li>
<li>Kilo kaybına yol açan, halsiz ve yorgun bırakan ishal.</li>
<li>Normal dışkılama alışkanlığınızın dışında oluşan 3 günden fazla süren gaz ve dışkı çıkaramama.</li>
<li>Yemek yemenizi engelleyen ağız yaraları ve yutma güçlüğü.</li>
<li>Ani olarak gelişen uyuşma, çift görme problemleri ve hareket bozukIuğu, bilinç kaybı</li>
<li>Vücutta oluşan yaygın döküntüler.</li>
</ul>
<h3>BESLENME</h3>
<p align="justify">Tedavi sırasında iyi beslenmek tedavinin yan etkileri ile başa çıkabilmek, infeksiyondan korunmak ve ilaç nedeniyle zedelenmiş normal dokuların iyileşmesini hızlandırmak açısından çok önemlidir. Iyi beslenmek tüm besin öğelerini içeren dengeli bir besin programı uygulamak demektir. Günlük beslenme aşağıdaki beş ana gruptan besinleri içermelidir:</p>
<ol>
<li>Sebze ve meyvalar : ikişer porsiyon</li>
<li>Et, tavuk, balık, yumurta : üç porsiyon</li>
<li>Tahıllar: dört porsiyon</li>
<li>Süt ve süt ürünleri: iki porsiyon</li>
<li>Sıvılar (su, meyva suları, çay, kahve, et suyu ve çorbalar): 8-12 bardak.</li>
</ol>
<p><strong>İştahsızlığı Nasıl Yenebilirim?</strong></p>
<p align="justify">Hem vücutta tümör olması, hem de kemoterapi iştah azalması, beslenme bozukluğu ve zayıflamaya yol açabilir. Ancak tedavi sırasında kilo kaybı hasta ve doktor tarafından istenmeyen bir olaydır. Kemoterapi alırken bulantı, kusma, ishal, tat duyusunda azalma, ağız- boğaz yaraları, hastalıktan kaynaklanan ağrılar ve uyku bozuklukları iştahı azaltan diğer unsurlardır. İştahsızlık durumunda beslenmenin sağlanabilmesi için basit bazı önlemler alınabilir.</p>
<ol>
<li>
<p align="justify">Hayatınızda yemenin anlamını biraz değiştirmeniz gerekebilir. Sadece tadını almak için veya aç olduğunuz için değil, beslenmeniz gerektiği için iştahınız olmasa da yemek zorunda kalabilirsiniz</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Bol sıvıalınız. Sıvıalırken bunların yüksek kalorili ve besleyici olmasına dikkat ediniz (süt, ayran, meyva suyu gibi).</p>
</li>
<li>
<p align="justify">İştahınızı kapatan ağız yarası, bulantı, ağrı gibi başka sorunlar varsa bunları diğer bölümlerde önerilen yöntemlerle gidermeye çalışın.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Rahat olabileceğiniz hoş bir ortamda yemek yemeye çalışın. Aileniz veya sevdiklerinizle birlikte yemek iştahınızı arttırabilir. Yemekle hafif bir içki içmek de (bira, şarap vb.) yardımcı olabilir.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Ne yediğiniz ne kadar yediğinizden önemlidir. Genel olarak sevdiğiniz şeyleri yemeniz söylense de şiddetli iştahsızlık dönemIerinde çok sevdiğiniz yemeklerden uzak durun, çünkü zorlanırsanız daha sonraki dönemlerde bu yiyeceklerden tiksinebilirsiniz. Kokusu olmayan, soğuk yiyecekleri tercih edin.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Tedavi aralarında kendinizi iyi hissettiğiniz dönemlerde besin değeri yüksek gıdalara ve en sevdiğiniz yemeklere ağırlık vererek açığınız varsa kapatabilirsiniz. Kalori aldığınız sürece ne yerseniz faydalıdır.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">İştahınızın en iyi olduğu saatte en büyük öğününüzü yiyin. Öğün arasında atıştırmaktan çekinmeyin.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Yemekten önce hafif bir egzersiz (yürüyüş, hareket) iştah açabilir.</p>
</li>
<li>
<p align="justify">Tümörlü hastaların genellikle besin ve özellikle proteinli besin (et, tavuk, balık, yumurta, süt vb.) ihtiyacı artar. Ancak et gibi proteinli ve besleyici gıdalar hastalar tarafından genellikle tiksindirici bulunur.</p>
</li>
</ol>
<p align="justify">Ayrıca çevreden besleyici olduğu için önerilen pek çok gıda çok yağlı olduğundan hasta tarafından yenilmez. Yiyemeyen hastaya ek kalori sağlanması için gıdalara eklenebilecek veya yemek aralarında içilebilecek hazır gıdalar eczanelerde bulunmaktadır. Doktorunuzun önerisine göre günlük beslenmenize bunlar eklenebilir.</p>
<h3>KEMOTERAPİ SIRASINDA ÇALlŞABİLİR MİYİM?</h3>
<p align="justify">Birçok kişi kemoterapi alırken normal hayat düzenini sürdürebilir. Bazı hastalarda ise hastalığın cinsi ve yaygınlığı, yapılan tedavinin yoğunluğu ve yan etkileri nedeniyle çalışma hayatını sürdürmek mümkün olmaz. Örneğin kemoterapiden hemen sonra verilen bulantı kesici ilaçların uyku hali yapması nedeniyle araba kullanmak sakıncalı olabilir.Doktorunuzla mesleğinizi ve çalışma düzeninizi konuşunuz. Yaptığınız iş alacağınız tedavi sırasında sizin için sorun yaratmıyorsa kısa dinlenme dönemleri ile çalışmaya devam edebilirsiniz. Kemoterapi sırasında mümkün olduğu kadar günlük yaşamınızı sürdürünüz.</p>
<h3>KEMOTERAPİ SIRASINDA TATİL YAPILABİLİR Mİ?</h3>
<p align="justify">Tedavi sırasında tedavi şemanızı aksatmayacak şekilde tatil yapmanıza doktorunuz tarafından izin verilebilir. Lütfen bu gibi özel durumları doktorunuza önceden bildiriniz. Tatil yerinizin özelliklerine göre uyarıları ve kısıtlamaları olup olmadığını sorunuz. Orneğin bazı kemoterapi ilaçları cilt renginde değişiklikler yapabilir, etkileri güneş ışığı ile artabilir. Genel kural olarak kemoterapi sırasında hastanın güneşten korunması önerilir. Lökosit ve trombosit değerleri normal olduğu zamanlarda temiz deniz veya havuzda yüzebilirsiniz</p>
<h3>KEMOTERAPİ SIRASINDA GEBELİK</h3>
<p align="justify">Bazı kemoterapi ilaçları hem erkek hem de kadında çocuk yapma yeteneğini ortadan kaldırır. Ancak bu her ilaç için söz konusu değildir ve kemoterapi sırasında kadın gebe kalabilir. İlaçlar doğmamış çocukta birtakım kusurlara yol açabilir. Bu nedenle kemoterapi sırasında doğum kontrolü uygulanmalı ancak hap ve spiral tercih edilmemelidir. Doğum sonrasında hastalık tespit edilen kadınlar kemoterapi alırken bebek emziremez.</p>
<h3>DOKTORUNUZA SORMAK İSTEYEBİLECEĞİNİZ SORULAR</h3>
<p><strong>Tedavi sonrasında doktorunuza, hemşirenize sormak istediğiniz sorular olabilir.</strong></p>
<ul>
<li>Günlük yaşamınızda yasaklarınız.</li>
<li>Kişisel temizlik için kurallar (yıkanma vb.)</li>
<li>Ağız bakımı</li>
<li>Beslenme, neler yenecek? Yasaklar var mı?</li>
<li>Kan sayımları ve başka tetkikler. Arada yapılması gerekiyor mu?</li>
<li>Bir sonraki randevu zamanı.</li>
<li>Yapılması gereken resmi işlemler (sevk, kayıt, sağlık kurulu raporu, karne, imzalama ve onaylatma işlemleri, vb.)</li>
<li>Sorularınız olursa kimi arayabilirsiniz</li>
</ul>
<p align="justify">Randevuya geldiğınizde tedavi telaşı içinde sorularınızı unutabilirsiniz. Bu nedenle aklınıza gelen soruları not alarak zamanı gelince doktorunuza sorunuz.</p>
<h3>TEDAVİ DÖNEMİNİ İYİ GEÇİRMEK İÇİN NE YAPMALIYIM?</h3>
<p align="justify">Tedaviniz sırasında kendinizi, hastalığınızı ve çevrenizi olumlu bar bakış açısı ile değerlendirmeniz iyileşmeniz açısından en azından kullandığınız ilaçlar kadar önemlidir. Sakin, dayanıklı, ve her- şeye rağmen umutlu olmanız durumunda bağışıklık sisteminiz de güçlü olur ve hem hastalığınızı daha kolay yener hem de tedavinin yan etkiIerini daha az hissedersiniz. Yan etkilerin çoğunun geçici olduğunu unutmayın. Neler olabileceğini ve sizin ne yapabileceğinizi iyi bilirseniz yan etkilerle rahatlıkla başa çıkabilirsiniz. Sıkıntılı durumlarınızda çevrenizden ve doktorunuzdan yardım istemekten, soru sormaktan çekinmyin. Vücudunuzun sesini dinleyin. Kolay yoruluyorsanız yaptığınız işleri veya etkinlikleri azaltın. Kendinizi iyi hissettiğiniz zamanlar gücünüzün yettiği ve doktorunuzun izin verdiği ölçüde iş ve aile ha- yatınızı sürdürün. Dengeli beslenin. Besinler vücudunuzun kendini tamir etmesini sağlar ve enerji verir. Tedavi düzeninizi asla bozmayın. Tedavi günlerinizi çok acil durumlar dışında kesinlikle aksatmayın. Doktorunuzla koridorlarda ayaküstü görüşmenin hatalara yol açabileceğini unutmayın. Her zaman poliklinikte, dosyanızla birlikte ve sakin bir ortamda doktorunuz size daha çok zaman ayıracak , daha doğru değerlendirme yapabilecek ve daha yararlı olacaktır. Hastaneden ayrılırken bir sonraki gelişinizin zamanını ve neler getirmeniz gerektiğini mutlaka sorun. Randevu almadan hastaneden ayrılmayın.</p>
<h3>ACİL DURUMLAR</h3>
<p align="justify">Her kemoterapi alan hasta bu durumları önceden doktoruyla konuşmalı ve bu tür durumlarla karşılaştığı zaman vakit kaybetmeden telefon veya şahsen doktoruyla temas kurmalıdır ve doktorunun vereceği tavsiyelere göre hareket etmelidir.</p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.happymiss.com/saglik/kemoterapi-rehberi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanser Pap Smear Testi</title>
		<link>http://www.happymiss.com/kadin/kanser-pap-smear-testi.html</link>
		<comments>http://www.happymiss.com/kadin/kanser-pap-smear-testi.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 18 Apr 2008 14:06:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Nescafe</dc:creator>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Adet]]></category>
		<category><![CDATA[Adet Kanaması]]></category>
		<category><![CDATA[Genital]]></category>
		<category><![CDATA[Herpes]]></category>
		<category><![CDATA[HPV]]></category>
		<category><![CDATA[Human Papilloma]]></category>
		<category><![CDATA[Kanser]]></category>
		<category><![CDATA[Pap Smear]]></category>
		<category><![CDATA[Rahim]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.happymiss.com/kategorilenmemis/kanser-pap-smear-testi.html</guid>
		<description><![CDATA[ 
RAHİM AĞZI KANSERİNDEN KORUNABİLİRSİNİZ
BUNUN İÇİN DÜZENLİ PAP SMEAR TESTİ YAPTIRMALISINIZ

PAP SMEAR TESTİ NEDİR?
Rahim ağzındaki (serviks) kanser başlangıcı olabilecek herhangi bir hücresel değişikliği belirleyen basit bir testtir. Bu test bazen hafif bir enfeksiyon belirtisinin yakalanabilmesini de sağlar.
Bir erken tanı yöntemidir.
NASIL YAPILIR?
Jinekolojik muayene sırasında, doktorunuz tarafından steril özel bir çubukla rahim ağzındaki hücrelerden sürüntü şeklinde bir örnek [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p> <a href="http://www.happymiss.com/images/2008/04/pap.jpg" title="Pap Smear"><img src="http://www.happymiss.com/images/2008/04/pap.thumbnail.jpg" alt="Pap Smear" /></a></p>
<p>RAHİM AĞZI KANSERİNDEN KORUNABİLİRSİNİZ<br />
BUNUN İÇİN DÜZENLİ PAP SMEAR TESTİ YAPTIRMALISINIZ</p>
<p align="justify"><font face="Arial" style="font-size: 8pt"><font size="3"><br />
<strong>PAP SMEAR TESTİ NEDİR?</strong><br />
Rahim ağzındaki (serviks) kanser başlangıcı olabilecek herhangi bir hücresel değişikliği belirleyen basit bir testtir. Bu test bazen hafif bir enfeksiyon belirtisinin yakalanabilmesini de sağlar.<br />
Bir erken tanı yöntemidir.</font></font></p>
<p><font face="Arial" style="font-size: 8pt"><font size="3"><strong>NASIL YAPILIR?</strong><br />
Jinekolojik muayene sırasında, doktorunuz tarafından steril özel bir çubukla rahim ağzındaki hücrelerden sürüntü şeklinde bir örnek cam üzerine alınır. Alınan bu örnek labaratuvar&#8217;a (patoloji ye) gönderilerek incelettirilir.</font></font></p>
<p><font face="Arial" style="font-size: 8pt"><font size="3"><strong>CANINIZ ACIR MI?</strong><br />
Örnek alınırken siz hiçbir şey hissetmezsiniz.</font></font></p>
<p><font face="Arial" style="font-size: 8pt"><font size="3"><strong>PAP SMEAR SONUCU NASIL DEĞERLENDİRİLİR?<br />
ANORMAL SMEAR NE ANLAM TAŞIR?</strong><br />
Bazen hiçbir anlam taşımaz. Basit bir tedavi ile geçebilecek hafif bir enfeksiyon ya da örneğin alındığı bölgede bazı hücresel değişiklikler bu testle anlaşılabilir. Her hücresel değişiklik kanser demek değildir. Ancak kişinin hekim tarafından daha sıkı izlenmesi gerekebilir. Bazen bu hücresel değişiklikler kanser anlamı taşır. Rahim ağzı kanseri anlamına gelen değişiklikler bulunduğunda hemen tedavi şansı doğar.Gecikildiğinde kadının ölümü ile sonuçlanabilecek rahim ağzı kanseri,bu testle anlaşıldığında hemen tedavi edilirse, hastalıktan eser kalmaz. Bu testle en erken dönemde tanı konulmuş olur.</font></font></p>
<p><font face="Arial" style="font-size: 8pt"><font size="3"><strong>KİMLER YAPTIRMALI?</strong><br />
Her kadın bu testi, adet görmeye başladığı andan itibaren menopozda da devam ederek hayatı boyunca önerilen sıklıklarla yaptırmalıdır. Pap smear erken tanı koymaya yönelik bir test olduğundan yaptırmak için kadının şikayeti olması gerekmez. Rahim ağzında yarası olan, cinsel ilişki sırasında ağrı ve batma duyan, damla şeklinde kanaması olan ya da sürekli akıntısı olan kadınlar hiç vakit kaybetmeden pap smear testini yaptırmalıdır.</font></font></p>
<p><font face="Arial" style="font-size: 8pt"><font size="3"><strong>HANGİ DÖNEMDE YAPTIRMALI?</strong><br />
Pap smear için en uygun zaman iki adet kanamasının ortasındaki günlerdir. Testten önceki 48 saat cinsel ilişki olmaması, hazneye ilaç konulmaması daha iyi sonuç alınmasını sağlayacaktır.</font></font></p>
<p><font face="Arial" style="font-size: 8pt"><font size="3"><strong>NE SIKLIKTA YAPTIRMALI?</strong><br />
Eğer bir probleminiz yoksa altı ayda bir yaptırmak gereklidir. Eğer genital herpes veya human papilloma virüs (HPV) tanısı konulmuşsa veya üreme organlarınızın bulunduğu yerde siğil varsa ya da geçmişte yaptırdığınız pap smearden olağan dışı sonuç geldi ise her üç ayda bir veya doktorunuzun önerdiği sıklıkta tekrarlanması yararlı olacaktır.</font></font></p>
<p><font face="Arial" style="font-size: 8pt"><font size="3"><strong>NEREYE BAŞVURMALI?</strong><br />
Smear testi Kadın Doğum uzmanı doktorlarca yapılmalıdır.</font></font></p>
<p><span style="font-size: 6pt"><font face="Arial" style="font-size: 8pt"><font face="Tahoma">Dr.Cenk Kiper </font><a href="http://www.mutluinsan.com/" class="mutluarama"><font face="Tahoma">www.mutluinsan.com </font></a></font></span></p>
]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.happymiss.com/kadin/kanser-pap-smear-testi.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

