Modanın Bize Ettikleri ve Etkileri
Üzerinde, önünde kuru kafa desenli siyah bir tişört, boynunda metal bir kaç zincir takmış, on oniki yaşlarında bir delikanlı ile göz göze geldiğimde ilk aklıma gelen rock müzik oldu. Gülümsedim. Çekingen bir tavırla gülüp gülmeme arasında dudağının kıvrımları birazcık daha belirginleşti ama bu iletişimden tedirginliğini gözlerinden okuyabiliyordum.
Belli ki kendini ifade etmek için oluşturduğu tarzın ilgi çekmesi onu rahatsız etmişti. Yine de dayanamadım, ”Rock müzik sevenlerden misin?” diye sordum. Belki sorma şeklimin yumuşaklığından, daha rahat ve kendisine güvenli bir şekilde yanında ki arkadaşına bıyık altı bir gülümseme fırlatarak ”evet severim” dedi. “Rap ile uzaksınız o zaman” dedim. Eh yani! anlamında bir beğenmezlik ifadesi takınması sorumun cevabını çok güzel veriyordu zaten.
Çok bilgi sahibi olmasam da, bu rock ve rap akımının görsel yansımalarını taşıyan kıyafet tarzlarını yakalayabiliyorum. Uzaktan baktığınızda bile, belirgin bir şekilde görsel imajlarıyla imzalarını atıyorlar. Aslında bir bakıma bu hepimiz için geçerli.
Dış görünüşümüzün, üzerimizde taşıdığımız kıyafetlerin, renklerinin ve hatta hatta makyaj tarzımızdan tutun da aksesuarlarımıza kadar kişiliklerimizi ele veriyoruz. Saçlarını çok farklı kesimlerle, alışık olunmayan renklerle dikkat çekmekten rahatsız olmayanlar, genelde düşüncelerinde ayrıcalık olduğunu, geleneksel bakış açılarına uygun yaşama isyanlarını haykırırlar aykırı saç modelleriyle.
Toplumdan farklı görüntü verme gayretinde olanlar olduğu kadar, çevresinde gördüğü hatta hayat tarzlarına özendiği kişilere tıpa tıp benzemeye çalışanlar da var elbet. Belki böylelikle diğerleriyle uyumlu bir görüntünün sosyo kültürel bir kazanç sağlayacağı düşüncesini beslerler içlerinde. Bu modacıların işlerini kolaylaştırıyor sanırım. Markalaştırdığı ve ekonomik düzeyi yüksek insanlara hitap edebildiği ürünleri piyasaya sunarak, almak için birbiriyle yarışan kadınlardan rant sağlıyorlar.
Şu aralar ”Çakma” kelimesiyle Türkçe’mize yeni bir anlatım kazandırmış olduğu(!) taklit ürünlerinde peynir ekmek gibi satılması işlerine pek gelmese de, önüne geçemedikleri bir başka pazar oluşturuyorlar toplumda. Zar zor geçinen işçi, memur babaların annelerin yeni yetişen kızları oğulları yetişemedikleri o imaj veren görüntüleri, kulaktan kulağa yayılan reklam sayesinde, bilindik adreslerden toplama yarışına giriyorlar. En komiği de bu iki kesimle yakından uzaktan ilgisi olmayan dar gelirli vatandaşın uğrak yeri pazarlar da bu şaşaalı markaların amblemlerinin bulunduğu tişörtleri üzerinde taşıyan, modadan bihaber ama modanın içine dahil edilmiş olanlar.
Birkaç gün önce basında çıkan bir haberde, Antalya’da yaşayan üstelik yaşı başı yerinde, fabrika sahibi bir vatandaşımızın satın aldığı tişört yüzünden mahkemelik olması haberi ilgimi çekti. Adamcağız rengini ve modelini kendisine yakıştırarak satın aldığı tişörtün önündeki ”Mod pimp” yazısını pek önemsememişti anlaşılan. Yeni tişörtüyle ortalıkta salınmaya başlamasıyla üzerine çektiği ilginin hoş bir beğeni duygusu verdiğini hayal ediyorum nedense.:)
Zamanla çevreden aldığı tepkiyle uyanması sonunda üretim yapan firmaya dava açarak bu ayıbı yaşatanlardan hakkını almaya çalışıyor. Kim bilir kaç kişi başka dillerde ne anlamlara gelen tişörtlerle salınıyor ortalıkta. Sakın birileriyle dalga geçiyorum zannedilmesin. Bir ara bende kendimi güzellik kraliçesi ilan eden bir tişörtle sezonu bitirmiştim.:) Yine de şanslıymışım o başka. Bu adamcağız ayıp tişört sattılar diye, firmadan hakkını almaya çalışadursun, yakın bir arkadaşımın yeni yetişen kızı, moda diye küfür yazılı baskısıyla aldıramadığı tişört için bayağı dil dökmüştü. Birileri bu arkadaşa modaya uydun havan oldu dese belki teselli bulur hatta firmadan özür bile diler kimbilir?
Modanın gücü öyle sahipleniyor ki bizi, ilk başlarda ”Ne bu böyle hayatta giymem” dediğimiz kıyafetlere bir süre sonra gözümüz alışıyor ve sahip olma duygusuyla yanıp tutuşuyoruz öyle değil mi? Biz mi modaya uyuyoruz, moda mı bizi kendisine uyduruyor sorusu; Tavuk mu yumurtadan çıkar, yoksa yumurta mı tavuktan sorusundan farksız.
Moda dolu günler.
Popularity: 23% [?]














İşte yazının devamı .Ata Demirer de aynı tuzağa düşenlerden:)
İki üç tane tişört vardı, onu gördüm ‘hotmail’ ile ilgili bir kelime şakası zannettim.” Televizyon Gazetesi’nin haberine göre; CNNTürk’te yayınlanan Cengiz Semercioğlu’nun sunduğu ‘Full Ekran’ programının konuğu olan şovmen Ata Demirer, tişört hastası olduğunu ve 600′e yakın tişörtünün bulunduğunu söyledi.
Bir porno gay sitesi olan ‘hotmale’ yazılı tişörtü giymesiyle bir anda gündeme gelen Ata Demirer, “İki üç tane tişört vardı, onu gördüm ‘hotmail’ ile ilgili bir kelime şakası zannettim. ‘Sıcak erkek’ işte hotmail gibi. Onunla ilgili bir şaka dedim ve giydim. Tabii normalde gay sitelerinde gezmediğim için bilemem yani onun çok ünlü bir gay porno sitesi olduğunu. Giydim, işimizi yaptık. Kimse giyme aman sakın ha o çok ünlü bir site, çıkar şunu falan demedi. O tişörtle ben 15 gün çalıştım. İki bölüm stoklu gittiğim için, ikinci bölümde de vardı. Çok da sevmiştim, yazık oldu” şeklinde konuştu.
Ata Demirer, tişörtü normal zamanda da giymeyi düşünmesine karşın şimdi artık bunun mümkün olmadığını dile getirdi. Ünlü şovmen, bunun bilinçli bir mesaj olmadığının özellikle altını çizdi